<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>kardelenlerim </title>
	<link>http://kardelenlerim.azbuz.com</link>
	<description>kardelenlerim </description>
	<language>tr</language>
	<docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
	<lastBuildDate>13 Mar 2007 21:59:33 GMT</lastBuildDate> 
<image>
  <title>kardelenlerim </title> 
  <link>http://kardelenlerim.azbuz.com</link> 
  <url>http://s.azbuz.com/images/RSSlogo.gif</url> 
  <width>117</width> 
  <height>35</height>
  </image>
	
	
	
	<item>
		<title>MARTILAR PALAMUTA KURBAN</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008814546</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>&nbsp;</p><p style="text-align: center"><img src='http://m.yollayap.com/b26/1159898974.jpg' alt=''  />&nbsp;</p><p style="text-align: justify">&nbsp;<b><span style="font-size: medium">Ağustos ayının ikinci yarısında &ouml;nce Karadeniz Kıyılarında g&ouml;r&uuml;n&uuml;p zamanla Marmara Denizine ge&ccedil;en palamut ve torik balığının avlanma usullerinden biri de &ccedil;apari takımı ile yapılan avcılıktır. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">&Ccedil;apari takımı, uzun ve gereği kadar kalın bir naylon misina &uuml;zerine belli aralıklarla dizilen k&ouml;stekli iğnelerden oluşur. İğnelere yem g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; vermek i&ccedil;in martının g&ouml;ğ&uuml;s t&uuml;ylerinden d&ouml;rt beş kadar t&uuml;y bağlanır. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Yavaş hareket eden motorlu teknenin 35 - 40 metre arkasından &ccedil;ekilen &ccedil;apari, palamut veya torik s&uuml;r&uuml;s&uuml;n&uuml;n i&ccedil;inden ge&ccedil;erken balıklar da yem sandıkları oltadaki bu t&uuml;ylere atlarlar. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Gizli iğneler </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">T&uuml;ylerin arasında gizli iğnelere takılan balıklar avlanır. Denizlerimizde &ccedil;apariyle avcılık, palamut ve torikler deniz y&uuml;zeyinden orta derinliklere inene kadar devam eder. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">&Ccedil;apariyle avcılık eyl&uuml;l başında resmi olarak a&ccedil;ılacak balık&ccedil;ılık mevsimine kadar yaklaşık 45 g&uuml;n s&uuml;rer. </span></b>&nbsp;</p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Bu s&uuml;re i&ccedil;erisinde &ccedil;aparilerde kullanılacak t&uuml;yler i&ccedil;in &ouml;zellikle iri g&ouml;vdeli martıların tercih edildiği av başlar. Kıyılarda binlerce martı avlanır, t&uuml;yleri yolunup telef edilir. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Karaya ve denize d&uuml;şen martılar </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Bu katliam s&uuml;resinde i&ccedil; paralayıcı manzaralardan birisi de vurulup karaya d&uuml;şen martılar kadar yaralanıp denize d&uuml;şen ve kaderine terk edilen martı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leridir. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Kaldı ki avcıların ya da eli silahlıların &ccedil;oğunun av kuşlarını bile doğru d&uuml;r&uuml;st tanımadığı ger&ccedil;eğinden yola &ccedil;ıkarsak balık&ccedil;ıların, martı t&uuml;rleri arasındaki ufak ayrıntıları teşhis edip korunan t&uuml;r ile avı serbest t&uuml;r&uuml; ayırt etmesi ne denli imk&acirc;nsızdır varın siz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Palamut mevsiminin a&ccedil;ılmasıyla birlikte on binlerce martı &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;yor. Bu arada palamutta olduğu gibi istavrit, &ccedil;inekop ve kolyoz balığı da zaman zaman &ccedil;apari ile avlanır; dolayısıyla bu t&uuml;rler i&ccedil;in de martı t&uuml;y&uuml; kullanıldığını dikkate almak gerekir. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Yasalarda &ccedil;elişki </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Denizlerimizde balık&ccedil;ılık d&uuml;zeni Su &Uuml;r&uuml;nleri Sirk&uuml;leri doğrultusunda yapılır. Su &Uuml;r&uuml;nleri Sirk&uuml;leri balık&ccedil;ılığı, Merkez Av Komisyonu da erken kara avcılığını d&uuml;zenliyor. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Kara Avcılığı Sirk&uuml;leri martıları koruma altında tutarken Deniz Avcılığı Sirk&uuml;leri martıları g&ouml;rmezden geliyor ve sonu&ccedil;ta martılar kara avcılığı ile balık avcılığı d&uuml;zenlemeleri arasında &quot;b&uuml;rokrasi&quot; kurbanı olarak yok ediliyor. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Kara avcılığı ile balık&ccedil;ılık arasında yıllardır g&ouml;z ardı edilen bu &ccedil;elişki, sayıları azalmakta olan kimi martı t&uuml;rlerinin varlığını tehdit etmektedir. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Bir başka eksik </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Merkez Av Komisyonu kitap&ccedil;ığında martılara yapılan bir başka haksızlık kuzey g&uuml;m&uuml;ş martısı / Larus argentatus ile ortaya &ccedil;ıkıyor. Uluslararası sirk&uuml;lerde korunan bu t&uuml;r T&uuml;rkiye Kara Avcılığı sirk&uuml;lerinde &quot;es&quot; ge&ccedil;iliyor. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Bu &ouml;nemli bir eksiktir. Bu martı t&uuml;r&uuml;n&uuml;n &quot;yerli&quot; sirk&uuml;lerde belirtilmemiş olması yukarda a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alıştığımız &ccedil;arpıklığın &quot;ka&ccedil;amak&quot; kapısını da a&ccedil;ık tutmaktadır. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Kuzey g&uuml;m&uuml;ş martısı Batı Karadeniz, İstanbul Boğazı ve Marmara'da yaşıyor. Bu kuş t&uuml;r&uuml;n&uuml;n de Merkez Av Komisyonu kararlarında belirtilmesi ve isminin korunan t&uuml;rler arasında sayılması gerekir. &Uuml;lkemizde az g&ouml;r&uuml;len bir t&uuml;r olduğu i&ccedil;in &ouml;zellikle korunmalıdır. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Katliama son verin.... </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Su &Uuml;r&uuml;nleri Sirk&uuml;leri martı t&uuml;y&uuml; ile yapılan &ccedil;apari avcılığına kesin bir yasak getirmelidir. Kara avcılığı kararlarında da bu konu &ouml;zellikle belirtilmelidir. Palamut ve torik avcılığında kullanılan &ccedil;apariler &ouml;zellikle ergin martıların t&uuml;yleriyle yapılır. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Zira ergin martının g&ouml;ğ&uuml;s t&uuml;yleri beyazdır. İstavrit &ccedil;aparisi i&ccedil;in kullanılan b&uuml;y&uuml;k g&ouml;vdeli martıların kanat ve kuyruk telek t&uuml;yleri grimsi beyazdır. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">&Uuml;reme aşamasına gelen kuşların telef edilmesi nesillerin devamını tehlikeye d&uuml;ş&uuml;rebilir. &Uuml;lkemizde balık&ccedil;ılık yapabilmenin bedeli doğadaki başka t&uuml;rleri yok etmek olmamalıdır. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Balık oltacılığı ve av gere&ccedil;leri sanayii hem dış &uuml;lkelerde hem de &uuml;lkemizde olduk&ccedil;a ileri d&uuml;zeydedir. &Ccedil;apari ve martı katliamı sorununa &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulabilmek i&ccedil;in yetkili mercilerin gerekli uyarı ve girişimleri yapmaları zamanı geldi. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">&Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yıllarda balık&ccedil;ılık tekniklerimizin Avrupa standartlarına uyarlanması ka&ccedil;ınılmaz bi&ccedil;imde s&ouml;z konusu olacaktır. Bu uyarlamayı &quot;ikaz edilmeden&quot; yapmanın kararlılığını g&ouml;stermenin zamanıdır. </span></b></p><p style="text-align: justify"><b><span style="font-size: medium">Şahika ERTAN / Asaf ERTAN</span></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 14:50:24 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008814546</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>FARKLI LEZZETLER &amp;#34;&#199;&#304;ROZ&amp;#34;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008814536</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>&nbsp;</p><p style="text-align: center"><span style="color: #cc99ff"><b><span style="font-size: medium"><img src='http://m.yollayap.com/e26/38676710.jpg' alt=''  /></span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #cc99ff"><b><span style="font-size: medium">Uskumru balığının yumurtasını attıktan sonraki zayıflamış h&aacute;lindeki adı. Uskumrunun İstanbul sularında av zamanı kasım başından mart sonuna kadardır; nisan başından mayıs sonuna kadar tutulan uskumrular, yumurtasını atmış, &ccedil;irozlaşmış balıklardır. &Ccedil;irozun eti yağsız, lezzetsiz olduğu i&ccedil;in t&aacute;ze olarak yenilmesine pek rağbet edilmez, tutulan balıklar kendine mahsus usul ile kurutulduktan sonra (bir &ccedil;eşit pastırması yapıldıktan sonra) yiyecek maddeleri piyasasına verilir. &Ccedil;irozun kurutulması usul&uuml;n&uuml; Karakin Bey Deveciyan &lsquo;&lsquo;Balık ve Balık&ccedil;ılık&rsquo;&rsquo; isimli muhalled eserinde ş&ouml;yle anlatıyor:</span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #cc99ff"><b><span style="font-size: medium">&lsquo;&lsquo;Kurutulacak balık &ccedil;ok olur ise kulak ve bağırsakları &ccedil;ekilmeksizin ve balıklar az olduğu zaman kulak ve bağırsakları &ccedil;ekildikden ve kuyruklarından &ccedil;ift &ccedil;ift bağlandıktan sonra b&uuml;y&uuml;k fı&ccedil;ılara konulur, beher bin adedi i&ccedil;in 15 kilo tuz serpilip 8-10 saat bırakılır. Bu m&uuml;ddet zarfında balıklardan akan su, kan ve tuzdan h&aacute;sıl olan salamura, balıkların &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkıp kapatır; bu salamura d&ouml;k&uuml;l&uuml;r, balıklar fı&ccedil;ılardan alınır, kulak ve bağırsakları &ccedil;ekildikden sonra kuyruklarından kınnabla ikişer ikişer bağlanıp 40-50 &ccedil;ift bir dizi yapılır, tuzda ka&ccedil; saat yatmış ise, o kadar m&uuml;ddet deniz&nbsp;suyunda bırakılır, sonra &ccedil;ıkarılıp sergi t&aacute;bir olunan iskelelere gerilmiş sicimlere asılır ve kuruyuncaya kadar g&uuml;neşde bırakılır. Hava m&uuml;said, sıcak olursa beş g&uuml;nde kurur ki, en makbul &ccedil;iroz bunlardır. kararsız havalarda on beş g&uuml;nde ancak kurur, bu &ccedil;irozlar muteber değildir. 2-3 g&uuml;n rutubetli, sisli havaya rastlayan &ccedil;irozlar bozulur; renkleri solukdur ve piyasada makbul değildir. Balıklar ne kadar taze olursa, kurusu o derece nefis ve kıymetli olup bayat balıklardan yapılan &ccedil;irozların g&ouml;zleri kırmızı, rengi solukdur, hi&ccedil; makbul değildir.&nbsp;<br></span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #cc99ff"><b><span style="font-size: medium">&lsquo;&lsquo;Se&ccedil;me, b&uuml;y&uuml;k kıt`ada olan &ccedil;irozlara Kırma &Ccedil;iroz denilir; balığı da taze ise en makbul &ccedil;irozdur.&nbsp;<br>&lsquo;&lsquo;Kuru &ccedil;irozlar sepetler i&ccedil;inde istif olarak saklanır, istenilen yere sevk edilir.&nbsp;<br>&lsquo;&lsquo;Tuzunu itidal ile almış ve g&uuml;zelce kurumuş olan &ccedil;irozlar bir bu&ccedil;uk sene dayanır, nef&aacute;setini muhafaza eder.&nbsp;<br>&lsquo;&lsquo;Balıklar sergide iken devamlı yağmur yağar ise, balıkları bozmaz, fakat tuzunu alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;r, o suretle bozulması yolunu a&ccedil;ar, yağmurdan sonra balıkları sergiden indirmek tekrar tuzlamak l&aacute;zımdır; fakat yağmur g&ouml;rm&uuml;ş &ccedil;iroz artık diğer &ccedil;irozlardaki nefaseti muhafaza edemez.&rsquo;&rsquo;&nbsp;</span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #cc99ff"><b><span style="font-size: medium">Kuru &ccedil;iroz, i&ccedil;ki sofrası mezesidir; bilhassa bira ile yenilir, rakı sofrasına gelir. Umumiyetle iki t&uuml;rl&uuml; yenilir; ateşde kebap edilir, kavuzları d&ouml;v&uuml;l&uuml;p atılır, etleri sıcak sıcak, bir nevi pastırma gibi yenilir. Y&aacute;hud kebap ettikten sonra etleri tiftiklenir, bir tabağa konulur, &uuml;zerine dere otu serpilip sirke d&ouml;k&uuml;lerek &lsquo;&lsquo;&ccedil;iroz salatası&rsquo;&rsquo; yapılır.&nbsp;</span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #cc99ff"><b><span style="font-size: medium">Bir &ccedil;eşit yeniş tarzı daha vardır ki, halk arasında pek yayılmamışdır; bir ziyafet sofrası s&uuml;rprizi olabilir.&nbsp;</span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #cc99ff"><b><span style="font-size: medium">Sofra ihtiyacına g&ouml;re &ccedil;irozlar sabahleyin ateşe g&ouml;sterilip kebap edildikten sonra d&ouml;v&uuml;l&uuml;r, kavuzu atılır, başı atılır, yalnız karnından yarılarak, sırta dokunulmaz, kuyruğa bağlı iki kalem halinde a&ccedil;ılır, kıl&ccedil;ığı alınıp suya veya sirkeye atılır, birka&ccedil; saat yattıktan sonra alınır, yumuşak durması i&ccedil;in nemli beze sarılır. İşret sofrasına &ccedil;ıkarılacağı zaman, sırttan bitişik o iki kalemden m&uuml;rekkeb &ccedil;iroz galeta ununa ve yumurtaya bulanıp tavaya atılır; kızarınca tavadan alınarak sofraya gelir.</span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #cc99ff"><b><span style="font-size: medium">REŞAD EKREM KO&Ccedil;U<br>Kaynak: (İstanbul Ansiklopedisi. Sayfa: 4035-36)</span></b></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 14:48:53 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008814536</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>LAKERDA&amp;#39;NIN H&#304;KAYES&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008814526</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>&nbsp;</p><p style="text-align: center"><span style="color: #33cccc"><b><span style="font-size: medium"><img src='http://m.yollayap.com/e26/762838273.jpg' alt=''  /></span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #33cccc"><b><span style="font-size: medium">Malaga kıyılarında fakir bir Musevi balık&ccedil;ı yaşamaktadır. <br>Adı Behmuaras, Soyadını ise bilmiyoruz. <br>Şimdiye dek hi&ccedil; kayıtta da rastlanmadı. <br>İşte bu balık&ccedil;ı her g&uuml;n balığa &ccedil;ıkar, tuttuklarının yarısını satar, diğer yarısınıda eve, ailesine g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml;. &Uuml;&ccedil; &ccedil;ocuğu vardı ve en k&uuml;&ccedil;&uuml;kleri en &ccedil;ok ton balığını severdi. <br>Balık&ccedil;ı da onun ton balığı yemesine &ouml;zellikle dikkat ederdi. <br>Oysa bu balık her zaman yakalanamazdı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunun i&ccedil;in &ccedil;ok a&ccedil;ılmak gerekirdi. <br><br>1326 yılının bir Şabat (cumartesi ve Museviler i&ccedil;in kutsaldır) g&uuml;n&uuml; karısının t&uuml;m itirazlarına karşın, &ccedil;ocuğu i&ccedil;in ton balığı avlaması gerektiğini s&ouml;yleyerek yine balığa &ccedil;ıktı. <br>Balık&ccedil;ı o g&uuml;nden itibaren iki ay boyunca hi&ccedil; ton balığı yakalayamadı. <br>Bunun &uuml;zerine oturdu ve Allah'ına dua etti: <br>&quot;Allah'ım ne olur &ccedil;ocuğuma ton balığı ver. Beni de affet, Şabat'ta &ccedil;alıştığım i&ccedil;in.&quot; <br><br>Ertesi kutsal Perşembe g&uuml;n&uuml;, sefer tora a&ccedil;ıldığı g&uuml;n , yine balığa &ccedil;ıktı. <br>Bu kez b&uuml;y&uuml;k bir ton balığı s&uuml;r&uuml;s&uuml;ne rast geldi ve tam 30 balık yakaladı. Ve Allah'ına yine dua etti. <br><br>Sonra &quot;Ben&quot; dedi , &quot;bunları satmaktansa tuzlarım ve saklarım&quot;. <br>&Ouml;nce balıkları temizledi, kafaları hari&ccedil; altı eşit par&ccedil;aya ayırdı. <br>İliklerini &ccedil;ıkardı, soğuk suda bekletti. Kanını s&uuml;zd&uuml;rd&uuml; ve tam 25 g&uuml;n tuzda sıkıca sakladı. 25 g&uuml;n sonra tuzdan &ccedil;ıkarılan ve &ccedil;ok sonraları da Yunan Musevileri tarafından yapılan bu yiyecek &quot;lakerda&quot; idi. <br><br>Lakerda ismi İspanyolca k&ouml;kenlidir ve aslı &quot; la kerrida&quot; dır; &quot;istenen/istedikten sonra &quot; anlamında. Bu &ouml;yk&uuml; Toledo şehrinin <br>balık halinin duvarlarında asılıdır.</span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #33cccc"><b><span style="font-size: medium">netten alıntı</span></b></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 14:47:51 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008814526</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>&#304;STANBUL DESTANI</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008813361</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>&nbsp;</p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium"><span><font face="Georgia"><img src='http://m.yollayap.com/b26/702520851.jpg' alt=''  /></font></span></span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium"><span><font face="Georgia">İstanbul deyince aklıma martı gelir <br>Yarısı g&uuml;m&uuml;ş, yarısı k&ouml;p&uuml;k <br>Yarısı balık yarısı kuş <br>İstanbul deyince aklıma bir masal gelir <br>Bir varmış, bir yokmuş <br><br>İstanbul deyince aklıma G&uuml;lcemal gelir <br>Anadolu'da toprak damlı bir evde <br>G&uuml;lcemal &uuml;st&uuml;ne t&uuml;rk&uuml;ler s&ouml;ylenir <br>S&uuml;t akar c&uuml;mle musluklarından <br>Direklerinde g&uuml;ller tomurcuklanır <br>Anadolu'da toprak damlı bir evde &ccedil;ocukluğum <br>G&uuml;lcemalle gider İstanbul'a <br>G&uuml;lcemalle gelir <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Bir sepet kınalı yapıncak gelir <br>Şehzadebaşı'nda akşam &uuml;st&uuml; <br>Sepetin &uuml;st&uuml;nde &uuml;&ccedil; tane mum <br>Bir kız yanaşır insafsızca dişi <br>Boyuna posuna kurban olduğum <br>Kalın dudaklarında yapıncağın balı <br>Tepeden tırnağa arzu dolu <br>Sam yeli s&ouml;ğ&uuml;t dalı harmandalı <br>Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı <br>Şehzadebaşı'nda akşam &uuml;st&uuml; <br>Yine zevrak-i derunum <br>Kırılıp kenara d&uuml;şt&uuml; </font></span></span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium">İstanbul deyince aklıma Kapalı&ccedil;arşı gelir <br>Dokuzuncu Senfoniyle kolkola <br>Cezayir marşı gelir <br>D&ouml;rt başı mamur bir gelin odası <br>Hara&ccedil; mezat satılmakta <br>Bir gelinle g&uuml;vey eksik yatakta <br>K&ouml;şede sedef kakmalı tombul bir ut <br>Tamburi Cemil Bey &ccedil;alıyor eski plakta <br>Sonra ellerinde şamdanlar nargileler <br>Paslı Acem kılı&ccedil;ları <br>Amerikan kovboyları <br>Eller yukarı <br><br>Ne kadar da beyaz elbiseleri <br>Amerikan deniz erleri <br>Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi <br>S&uuml;tten duru buluttan beyaz <br>Beyazın b&ouml;ylesine &ouml;l&uuml;m yakışır mı dersin <br>Yakışmaz <br>Ama harbederken onlara <br>Bambaşka elbiseler giydirirler <br>Kan rengi, barut rengi, duman rengi <br>Kin tutar kir tutmaz <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Kocaman bir dalyan gelir <br>Kimi paslı bir &ouml;r&uuml;mcek ağı gibi <br>Gerinir Beykoz'da <br>Kimi Fenerbah&ccedil;e'de yan gelir <br>Dalyanda kırk tane Orkinos <br>Kırk değirmen taşı gibi d&ouml;nmektedir </span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium">Orkinos dediğin balıkların şahı, <br>Orkinos mavzerle g&ouml;z&uuml;nden vurulur <br>Denizin i&ccedil;inde ağa&ccedil;lar devrilir <br>Kan &ccedil;anağına d&ouml;ner dalyanın y&uuml;z&uuml; <br>Camg&ouml;beği yeşili bulanır <br>Bir &ccedil;ırpıda kırk Orkinos <br>Reisin sevin&ccedil;ten dili dolanır <br>Bir martı gelir konar direğe <br>Atılan Kolyosu havada yutar <br>Bir başkasını beklemez gider <br>Balık&ccedil;ı g&uuml;l&uuml;mser tatlı tatlı <br>Adı Marikadır bu martının der <br>Her zaman b&ouml;yle gelir b&ouml;yle gider <br><br>İstanbul deyince aklıma Adalar gelir <br>D&uuml;nyanın en k&ouml;t&uuml; Fransızcası orda harcanır <br>&Ccedil;alımından ge&ccedil;ilmez altmışlık madamların <br>Ağzı dili olsa da tenhadaki &ccedil;amların <br>G&ouml;r&uuml;p g&ouml;receği rahmeti anlatsa insanların <br><br>İstanbul deyince aklıma kuleler gelir <br>Ne zaman birinin resmini yapsam &ouml;teki kıskanır <br>Ama şu Kızkulesi'nin aklı olsa <br>Galata kulesine varır <br>Bir s&uuml;r&uuml; &ccedil;ocukları olur <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Tophane'de k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir sokak gelir <br>Her Allah'ın g&uuml;n&uuml; kahvelerine <br>Anadolu'dan bir s&uuml;r&uuml; fakir fukara gelir <br>Kimi dilenecek dilenmesine utanır <br>Kiminin elinde bir s&uuml;p&uuml;rge peyda olur uzun <br>Dudaklarında kirli paslı bir tebess&uuml;m <br>&Ccedil;&ouml;p&ccedil;&uuml; olmuştur bug&uuml;ne bug&uuml;n </span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium">Kiminin sırtında perişan bir k&uuml;fe <br>Kiminin sırtında nakışlı semer <br>Şehrin c&uuml;mb&uuml;ş&uuml;ne katılır gider <br>Kalın yağlı bir kolana koşulur <br>Piyano taşırlar omuz omuza <br>Kendinden ağır y&uuml;k&uuml;n altında adamlar <br>Balmumu gibi erir dururlar <br>Sonra kanter i&ccedil;inde soluk alırlar <br>Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin <br>Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin <br>Nazdan nazik &ccedil;iniden bilezik eller <br>Derken <br>Karşı radyoda gayetle m&uuml;layim bir ses <br>Evlere şenlik &Uuml;stad Sinir Zulmettin <br>Hacıyağına bulanmış sesiyle esner: <br>Gamı şadiyi felek <br>B&ouml;yle gelir b&ouml;yle gider <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Stadyum gelir <br>G&uuml;ne g&uuml;neşe karşı yirmibeşbin kişi <br>Hepsinin dudağında İstiklal Marşı <br>Bulutlar atılır top top pare pare <br>Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık i&ccedil;inde eririm <br>Canım ağzıma gelir sevin&ccedil;ten hil&acirc;fsız <br>İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Stadyum gelir <br>Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık <br>Memleketimin insanlarına <br>Daha fazla sokulmak isterim yanlarına <br>Ben de bağırırım birlikte <br>Avazım &ccedil;ıktığı kadar <br>G&ouml;ğs&uuml;m&uuml; gere gere <br>Ver Lefter'e yaz deftere <br>Stadyum gelir </span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium">İstanbul deyince aklıma <br>Binlerce insanın aynı anda <br>Aynı şeyi duymasından doğan sevincin <br>Heybetini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m <br>Birbirine eklenir kafamda <br>Binler y&uuml;zbinler milyonlar <br>Sonra bir mısra havalanır &uuml;rkek <br>Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Yahya Kemal gelirdi bir eyyam <br>Şimdi Orhan Veli gelir <br>Deminden beri dilimin ucundasın Orhan Veli <br>Deminden beri senin tadın senin tuzun <br>Senin şiirin senin y&uuml;z&uuml;n <br>Yaralı bir g&uuml;vercin misali <br>Başımın &uuml;st&uuml;nde dolanır durur <br>Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine <br>Neresine mi arayan bulur <br>Erbabı bilir <br>Deli eder insanı bu şehir deli <br>Kadehlerin &ccedil;ınlasın Orhan Veli <br><br>İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir <br>Burgaz adasında kıyıda <br>Mavi g&ouml;zl&uuml; bir &ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;r d&ouml;ne d&ouml;ne <br>Mavi g&ouml;zl&uuml; bir ihtiyar balık&ccedil;ı gencelir k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;r <br>İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler <br>B&uuml;t&uuml;n İstanbul'u dolaşırlar elele başbaşa <br>Ana avrat k&uuml;frederler u&ccedil;an kuşa eşe dosta <br>Sivriadada da martı yumurtası toplarlar &ccedil;illi &ccedil;illi <br>Ziba mahallesinde gece yarısı <br>Sabaha Galata'dan ge&ccedil;er yolları <br>Maytaba alacakları tutar kahvede <br>Zararsız bir deliyi <br>Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun <br>&Ccedil;aktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin <br>Sonra oturup sessizce ağlarlar <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Sait Faik gelir <br>Taşında toprağında suyunda <br>Fakirin fukaranın yanıbaşında <br>Bir kalem bir bilek bilendik&ccedil;e bilenir <br>Kıldan ince kılı&ccedil;tan keskin <br>Hep iyiden g&uuml;zelden yana <br>Hep kimsesizlerin <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Sait'in son yılları gelir <br>Hey Allah'ım en g&uuml;zel &ccedil;ağında Sait'e <br>D&ouml;rt beş yıl &ouml;mr&uuml;n kaldı denir <br>Sait Sait olur da nasıl dayanır <br>Mavi g&ouml;zl&uuml; &ccedil;ocuk boşverir &ouml;l&uuml;m haberine <br>İhtiyar balık&ccedil;ı pis pis d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r <br>Bir zehir yeşilidir a&ccedil;ılır <br>Bir yeşil ki ciğerine işler adamın <br>Bir yeşil ki kasıp kavurur <br>K&uuml;&ccedil;&uuml;k mavi &ccedil;ocuk <br>İhtiyar balık&ccedil;ı <br>Ve dilimize bulaşan zehir yeşili <br>İstanbul &ccedil;alkalandık&ccedil;a bu denizlerde dipdiri <br>Dilimiz yaşadık&ccedil;a yaşasın Sait'in şiiri <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Sabiyem gelir <br>Sabiyem boynundan b&uuml;y&uuml;k bir demetle <br>Sarıyer'den gelir Pendik'ten gelir <br>Bahar nereden gelirse velhasıl <br>Sabiyem oradan gelir <br>Ne delidir ne divane <br>Aslını ararsan &ccedil;ingenedir <br>Tepeden tırnağa g&uuml;neştir <br>Topraktır <br>Anadır <br>Analar i&ccedil;inde bir tanedir <br>Biri sırtında biri memesinde biri karnında <br>Karnı her daim burnundadır </span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium">Canını mendil gibi takar dişine <br>Y&uuml;rekten birşeyler katar işine <br>Bir ucundan girer şehrin &ouml;tekinden &ccedil;ıkar <br>Al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;d&uuml;r Sabiyem <br>Hem masa satar, hem g&ouml;bek atar <br>Ver bir &ccedil;eyrek g&uuml;zelim der <br>Neyse halin o &ccedil;ıksın falin <br>Canı &ccedil;ıkar Sabiyemin falı &ccedil;ıkmaz <br>Sonra anlatır d&uuml;n gece başına gelenleri <br>G&ouml;r&uuml;r&uuml;m &uuml;ryamda bir sarı yılan <br>Cenabet uğraşır durur benimlen <br>Uyanır bakarım benim bebeler <br>Yatağın ucuna kaymış <br>Ayağımın parmaklarını emer <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Bir basma fabrikası gelir <br>Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun <br>Dal gibi dalyan gibi kızlar &ccedil;alışır b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n ayakta <br>Kanter i&ccedil;inde mahzun <br>Y&uuml;zleri uzun elleri uzun g&uuml;nleri uzun <br>Fabrikada pencereler tavana yakın <br>Al topuklu beyaz kızlar dalga ge&ccedil;meyin <br>Dışarda ağa&ccedil;lar dizi dizi <br>Duvarlar duvarlar uzun duvarlar <br>Ni&ccedil;in ağa&ccedil;lardan ayırdınız bizi <br>Dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor <br>Dışarda dışarda dışarda <br>Mevsim g&uuml;r&uuml;l g&uuml;r&uuml;l akıp gidiyor </span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium">Ondokuz yaşında Ey&uuml;pl&uuml; G&uuml;ls&uuml;m <br>Dalmış beyaz k&ouml;p&uuml;kl&uuml; akışına ipeklilerin <br>K&ouml;t&uuml; k&ouml;t&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor <br>İpeğin akışına doyum olmaz <br>Ama gel g&ouml;r ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz <br>Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz <br>Bir top Amerikandan neler &ccedil;ıkmaz <br>Perdeler yatak &ccedil;arşafları &ccedil;oluğa &ccedil;ocuğa &ccedil;amaşır <br>Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi <br>G&uuml;ls&uuml;m'&uuml;n g&ouml;zleri kamaşır <br>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; oğlanı doğururken G&uuml;ls&uuml;m <br>Bir top Amerikana hasret sizlere &ouml;m&uuml;r <br>G&uuml;ls&uuml;m'lerin s&uuml;r&uuml;s&uuml;ne bereket <br>Yerine bir G&uuml;ls&uuml;m'c&uuml;k bulunur elbet <br>Gider G&uuml;ls&uuml;m gelir G&uuml;ls&uuml;m <br>Azrail ettiğin bulsun <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Ağzına kadar soğan y&uuml;kl&uuml; bir taka gelir <br>S&uuml;lyen kırmızısı &uuml;st&uuml;ne zehir gibi yeşil <br>Samsun'dan S&uuml;rmene'den Sinop'tan <br>Yaz demez kış demez mutlaka gelir <br>Kirli yelkeninde yeni bir yama <br>Demirinin pası gelir dilime <br>Nabzımda duyarım motorunun hızını <br>Canımın i&ccedil;ine sokasım gelir <br>İri kal&ccedil;aları pullu denizkızını <br><br>İstanbul deyince aklıma <br>Takalar gelir <br>Al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml; kalender <br>Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer </span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium">İstanbul deyince aklıma <br>Koca Sinan gelir <br>On parmağı on ulu &ccedil;ınar gibi <br>Her yandan y&uuml;kselir <br>Sonra gecekondular gelir ardısıra <br>İsli paslı yetim <br>Ey benim dev memesinde c&uuml;celer emziren acayip Memleketim </span></span></b></p><p style="text-align: center"><b><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: medium">Bedri Rahmi Ey&uuml;boğlu </span></span></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 14:15:57 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008813361</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>Raftaki Kelimeler</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008812507</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><object width="300" height="110"><param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/kYymW7mXUN"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://media.imeem.com/m/kYymW7mXUN" type="application/x-shockwave-flash" width="0" height="0" wmode="transparent"></embed><a href="http://www.imeem.com/people/H1G5Yh/music/6zNSBOKI/francis_goya_mona_lisa/"></a></object>
 <p style="text-align: center"><img src='http://img265.imageshack.us/img265/4705/git389fp5.jpg' alt=''  /></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large">Bir şiir yazmak isterdim</span></span></b></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large"><br>İ&ccedil;ten ve duygulu</span></span></b></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large"><br>Bir şiir yazmak isterdim</span></span></b></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large"><br>Ta y&uuml;rekten</span></span></b></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large"><br>Bir şiir dostluktan</span></span></b></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large"><br>Bir şiir sevgiden</span></span></b></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large"><br>Kelimeler rafta kalmış</span></span></b></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large"><br>Bulup da yazamadım<br></span></span></b></span></p><p style="text-align: center">&nbsp;</p><p style="text-align: center">&nbsp;</p><p style="text-align: center"><span style="color: #ffcc99"><b><span style="font-family: Comic Sans MS"><span style="font-size: large">Mehmet G&Ouml;KSAL</span></span></b></span></p><p style="text-align: center">&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 12:14:40 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008812507</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>Ya&#351;am &#220;st&#252;ne - Halil Cibran</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008812501</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/88/12/5000000008812501.gif" align='right' border='0'> <p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Bir yalnızlık okyanusundaki bir adadır Yaşam, kayaları umuttur Ada'nın, ağa&ccedil;ları d&uuml;ş; &ccedil;i&ccedil;ekleri ıssızlıktır, dereleri &ouml;zlem. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Ey dost, senin yaşamın diğer adalardan ve topraklardan ayrılmış bir adadır. <br>Limanlarindan ka&ccedil; gemi yelken a&ccedil;arsa a&ccedil;sın baska iklimlere, ka&ccedil; gemi varırsa <br>varsın limanlarina, sen yine, yalnızlığın ıstırabıyla inleyen ve mutluluğu <br>&ouml;zleyen ıssız bir ada olarak bir başına kalacaksın. En yakın dostuna bile <br>me&ccedil;huls&uuml;n, onların ilgi dolu sevgisinden ve anlayışından &ccedil;ok uzaklardasın. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Ey kardeşim, seni, altın k&uuml;meciklerinin &uuml;st&uuml;ne oturmuş, zenginliğine <br>sevinerek - hazinelerinle gurur duyarak, topladığıin her avu&ccedil; dolusu altınınn, <br>diğer insanların tutku ve d&uuml;ş&uuml;ncelerini seninkilere bağımlı kılan g&ouml;ze <br>g&ouml;r&uuml;nmez bir halka olduğuna inanip, g&uuml;venlik duyduğunu g&ouml;rm&uuml;ş&uuml;md&uuml;r. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Aklımda seni, d&uuml;şmanlarının kalelerini yerle bir etmek tasarılarıyla <br>ordularına kumanda eden bir fatih gibi g&ouml;rm&uuml;ş&uuml;md&uuml;r. Ama sana bir kez daha <br>baktığımda, senin yerinde, altın kasalarının ardında &ccedil;ırpınan bir yalnız <br>y&uuml;rekten ve kapatıldığı altın kafeste boşalmış su kabının karşısında <br>kalakalmış susamış bir kustan başka bir şey g&ouml;remedim. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Ey kardeşim, seni, &ccedil;evrende kral diye kabullenmiş, sana başardığın b&uuml;y&uuml;k <br>işlerin &ouml;vg&uuml;s&uuml; olan şarkıları s&ouml;yleyen, senin akıl g&uuml;c&uuml;n&uuml; &ouml;ven ve sanki bir <br>yarı-tanrının huzurundaymışlar gibi, hatta g&ouml;kkubbenin coşkusunu bile <br>bastıran coşkunluk belirtileriyle sana bakınan insanların arasında <br>g&ouml;rkemliliğin tahtına kurulmuş olarak g&ouml;rm&uuml;ş&uuml;md&uuml;r. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Ve sahip olduğun bunca nesneye bakarken, y&uuml;z&uuml;nde, sanki onların ruhu <br>senmişsin gibi mutluluk, g&uuml;&ccedil;l&uuml;l&uuml;k ve zafer belirtilerinin oynaştığını <br>g&ouml;rm&uuml;ş&uuml;md&uuml;r. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Ama sana bir kez daha baktigimda seni, tahtının yanıbaşında durup, sanki <br>g&ouml;r&uuml;nmez hayaletlerden i&ccedil;inde sıcaklık ve dostluktan başka hi&ccedil;bir şey <br>bulunmasa da kabul&uuml;n olan bir sığınak dilercesine elini her yana uzatan, <br>kendi yalnızlığyla baş başa kalmış bir insan olarak bulmuşumdur. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Ey kardeşim, seni, g&uuml;zel bir kadının karşısında kendinden ge&ccedil;mis, &ccedil;ıkarıp <br>y&uuml;reğini onun g&uuml;zelliğinin mihrabına koyarken g&ouml;rm&uuml;ş&uuml;md&uuml;r. O kadının sana <br>i&ccedil;tenlikle ve şefkatle baktığınıi g&ouml;r&uuml;nce de kendi kendime, 'Yaşasın, bu <br>adamın yalnızlığını silen ve y&uuml;reğini bir başka y&uuml;rekle birleştiren Sevgi' <br>demişimdir. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Buna karşin, sana bir kez daha baktığımda, senin sevgi dolu y&uuml;reğinin <br>i&ccedil;inde, sırlarını bir kadina a&ccedil;ıklayabilmek i&ccedil;in boşuna hı&ccedil;kıran yapayalnız <br>bir y&uuml;reğin daha durduğunu; ve sevgiyle&nbsp;dolu ruhunun ardında, sevgilinin <br>g&ouml;zlerinden yaş olup akabilmek i&ccedil;in boşuna &ccedil;ırpınan bir bulut gibi dolanan <br>yalnız bir ruhun daha bulunduğunu g&ouml;rd&uuml;m. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Ey kardeşim, yaşamın, diğer insanların konakladıkları yerlerden ayrık, ıssız <br>bir konaklama yeridir. Hi&ccedil; bir komşunun, i&ccedil;ine g&ouml;zatamayacağı bir yuvadır. <br>Karanlığa g&ouml;m&uuml;lecek olsa, komşunun kandili onu aydınlatamaz. Erzağı t&uuml;kense, <br>komşunun ambarları onu dolduramaz. Bir &ccedil;&ouml;lde olsa, baskalarının elleriyle <br>bellenip, &ccedil;i&ccedil;eklendirilmiş bah&ccedil;elere sokamazsın onu. Bir dağıin doruğu olsa, <br>başkalarının ayak izleriyle &ccedil;iğnenmiş olan bir vadiye indiremezsin onu. </span></span></span></p><p><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Ey kardeşim, senin ruhunun yaşantısı, ıssızlıkla &ccedil;epe&ccedil;evre sarılmıştır ve <br>eğer bu ıssızlık ve tek başınalık olmasa, ne sen SEN, ne de ben BEN <br>olabilirdik. Eğer bu ıssızlık ve tek başınalık olmasaydı, senin ağzından <br>&ccedil;ıkan s&ouml;zc&uuml;klerin benim ağzımdan &ccedil;ıktıklarına inanır; ya da senin y&uuml;z&uuml;ne <br>baktığımda aynadan kendi y&uuml;z&uuml;m&uuml; seyrediyorum sanırdım. </span></span></span></p><p>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 12:03:47 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008812501</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>kardelen &#231;i&#231;e&#287;i</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008810198</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <div><font style="background-color: #cccccc" size="6" color="#3333ff">KARDELEN &Ccedil;İ&Ccedil;EĞİ <br></font></div><div><font style="background-color: #cccccc" size="6" color="#3333ff"><img src='http://www.ogm.gov.tr/sincap/bitki/kardelen.jpg' alt='http://www.ogm.gov.tr/sincap/bitki/kardelen.jpg'  height='269' width='252' /><br>Kardelen &ccedil;i&ccedil;eği, etrafındakilerin dostlarının anlatımıyla g&uuml;neşe aşık olur.Aslında hayatında g&uuml;neşi hi&ccedil; g&ouml;rmemiştir. <br>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilir ki g&uuml;neşi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; an canından olacaktır. <br>Ama bu aşk i&ccedil;inde &ouml;yle b&uuml;y&uuml;r &ouml;yle b&uuml;y&uuml;r ki artık dayanılmaz <br>bir hal alır ve Allah'a dua eder,bana bir defacıkta olsun g&uuml;neşi g&ouml;rmeyi nasip et diye. <a href="http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg&amp;imgrefurl=http://www.baktabul.com/dogadan-manzaralar/84249-kir-ciceklerinin-hayatimizdaki-yeri.html&amp;h=794&amp;w=800&amp;sz=80&amp;hl=tr&amp;start=6&amp;tbnid=p-MFbBoD95tOFM:&amp;tbnh=142&amp;tbnw=143&amp;prev=/images?q%3DKARDELEN%2B%25C3%2587%25C4%25B0%25C3%2587E%25C4%259E%25C4%25B0%26gbv%3D2%26hl%3Dtr%26sa%3DG" target="_blank" class="pageLinks"><img src='http://tbn0.google.com/images?q=tbn:p-MFbBoD95tOFM:http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg' alt=''  height='142' width='143' style='border-right: 1px solid; border-top: 1px solid; border-left: 1px solid; border-bottom: 1px solid' /></a><br>Ve bir g&uuml;n dayanamaz Allah'ın huzuruna <br>&ccedil;ıkar ve ş&ouml;yle der; <a href="http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg&amp;imgrefurl=http://www.baktabul.com/dogadan-manzaralar/84249-kir-ciceklerinin-hayatimizdaki-yeri.html&amp;h=794&amp;w=800&amp;sz=80&amp;hl=tr&amp;start=6&amp;tbnid=p-MFbBoD95tOFM:&amp;tbnh=142&amp;tbnw=143&amp;prev=/images?q%3DKARDELEN%2B%25C3%2587%25C4%25B0%25C3%2587E%25C4%259E%25C4%25B0%26gbv%3D2%26hl%3Dtr%26sa%3DG" target="_blank" class="pageLinks"><img src='http://tbn0.google.com/images?q=tbn:p-MFbBoD95tOFM:http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg' alt=''  height='142' width='143' style='border-right: 1px solid; border-top: 1px solid; border-left: 1px solid; border-bottom: 1px solid' /></a><br>&quot;Allahım g&uuml;neşi g&ouml;rmem i&ccedil;in bana izin ver.&quot; <br>Allah'ta ona ş&ouml;yle seslenir; </font></div><p><font style="background-color: #cccccc" size="6" color="#3333ff"><div><br>&quot;Ey kardelen bilmez misin ki sen narin bir &ccedil;i&ccedil;eksin ve g&uuml;neşle <br>karşılaştığın an canından olabilirsin.İyi d&uuml;ş&uuml;n sana 2 g&uuml;n <br>m&uuml;hlet veriyorum, ya g&uuml;neş ya canın .&quot;</div><div><img src='http://cicek.resimleri.tv/albums/userpics/10001/normal_kardelen-2.jpg' alt='kardelen resimleri'  height='400' width='256' /><br>Kardelen y&uuml;ce rabbinin huzurundan ayrılır ve d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r.Ama i&ccedil;indeki g&uuml;neş sevdası adeta onu i&ccedil;ten i&ccedil;e kemirir.2.g&uuml;n&uuml;n sonunda Rabbinin huzuruna &ccedil;ıkar ve ş&ouml;yle der; <a href="http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg&amp;imgrefurl=http://www.baktabul.com/dogadan-manzaralar/84249-kir-ciceklerinin-hayatimizdaki-yeri.html&amp;h=794&amp;w=800&amp;sz=80&amp;hl=tr&amp;start=6&amp;tbnid=p-MFbBoD95tOFM:&amp;tbnh=142&amp;tbnw=143&amp;prev=/images?q%3DKARDELEN%2B%25C3%2587%25C4%25B0%25C3%2587E%25C4%259E%25C4%25B0%26gbv%3D2%26hl%3Dtr%26sa%3DG" target="_blank" class="pageLinks"><img src='http://tbn0.google.com/images?q=tbn:p-MFbBoD95tOFM:http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg' alt=''  height='142' width='143' style='border-right: 1px solid; border-top: 1px solid; border-left: 1px solid; border-bottom: 1px solid' /></a><br>&quot;Bu aşk beni &ouml;yle b&uuml;y&uuml;ledi ki g&uuml;neşi g&ouml;rmek i&ccedil;in can atıyorum.</div><div><img src='http://www.cicekstra.com/buyuk/kardelen.jpg' alt='http://www.ciceksehri.com/buyuk/kardelen.jpg'  height='298' width='300' /><br>Allah'ta ona; <br>&quot;Cesaretini taktir ederim ey kardelen ama bir yandan da <br>&uuml;z&uuml;l&uuml;r&uuml;m,&ccedil;&uuml;nk&uuml; canından olacaksın.&quot; der. ve kardelen g&uuml;neşi g&ouml;rmenin aşkıyla tutuşurken karın &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkmaya karar verir. Tam o beyaz karın i&ccedil;inden kafasını <a href="http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg&amp;imgrefurl=http://www.baktabul.com/dogadan-manzaralar/84249-kir-ciceklerinin-hayatimizdaki-yeri.html&amp;h=794&amp;w=800&amp;sz=80&amp;hl=tr&amp;start=6&amp;tbnid=p-MFbBoD95tOFM:&amp;tbnh=142&amp;tbnw=143&amp;prev=/images?q%3DKARDELEN%2B%25C3%2587%25C4%25B0%25C3%2587E%25C4%259E%25C4%25B0%26gbv%3D2%26hl%3Dtr%26sa%3DG" target="_blank" class="pageLinks"><img src='http://tbn0.google.com/images?q=tbn:p-MFbBoD95tOFM:http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg' alt=''  height='142' width='143' style='border-right: 1px solid; border-top: 1px solid; border-left: 1px solid; border-bottom: 1px solid' /></a><br>&ccedil;ıkardığı an g&uuml;neşi g&ouml;r&uuml;r,ama ona daha &ouml;nce s&ouml;ylendiği gibi <br>canından olur. <a href="http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg&amp;imgrefurl=http://www.baktabul.com/dogadan-manzaralar/84249-kir-ciceklerinin-hayatimizdaki-yeri.html&amp;h=794&amp;w=800&amp;sz=80&amp;hl=tr&amp;start=6&amp;tbnid=p-MFbBoD95tOFM:&amp;tbnh=142&amp;tbnw=143&amp;prev=/images?q%3DKARDELEN%2B%25C3%2587%25C4%25B0%25C3%2587E%25C4%259E%25C4%25B0%26gbv%3D2%26hl%3Dtr%26sa%3DG" target="_blank" class="pageLinks"><img src='http://tbn0.google.com/images?q=tbn:p-MFbBoD95tOFM:http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1381/kardelen2.jpg' alt=''  height='142' width='143' style='border-right: 1px solid; border-top: 1px solid; border-left: 1px solid; border-bottom: 1px solid' /></a><br>Bu olay herkesin kalbinde yer eder.Herkes &ccedil;ocuklarına ve torunlarına <br>bu olayı anlatır,nasihatte bulunurlar.</div><div><img src='http://sersefil.files.wordpress.com/2007/10/23kardelen.jpg' alt='kardelen'  height='480' width='320' /><br>&quot;Eğer g&uuml;n&uuml;n birinde aşık olursan,birini &ccedil;ok seversen __KARDELEN__ gibi cesaretli ol. <br><br>&nbsp;</div></font></p><div>&nbsp;</div> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 09:50:17 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008810198</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>GEL</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008809491</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>&nbsp;</p><p align="center" style="margin: 0px"><font face="Courier New, Courier, mono" size="4"><img src='http://img151.imageshack.us/img151/6977/1414mr3.png' alt=''  /></font></p><p align="center" style="margin: 0px">&nbsp;</p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc">GEL..!</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b>&nbsp;</b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc">Biliyorum, konuşacak birşeyimiz yok</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc"><br>Ama yine de g&ouml;zlerini al gel</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc"><br>Elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc"><br>Beni biri severse inanmam</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc"><br>Seni biri severse utanırsın</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc"><br>Bilmediğin bir hastalığa acımak gibi bile olsa gel</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc"><br>Biliyorum konuşucak bir şeyimiz yok</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc"><br>Ama ızdırabım sende, mutlaka al da gel...</font></b></span></p><p align="center" style="margin: 0px">&nbsp;</p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b>&nbsp;</b></span></p><p align="center" style="margin: 0px"><span style="font-size: x-large"><b><font face="Palatino Linotype, Palatino, sans-serif" color="#66cccc">CEZMİ ERS&Ouml;Z</font></b></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 07:31:25 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008809491</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>MARTILAR</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008808613</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p style="text-align: center"><span style="font-size: medium"><span style="color: #3366ff"><span style="font-family: Tahoma"><b><img src='http://m.yollayap.com/b26/433785596.jpg' alt=''  /></b></span></span></span></p><p style="text-align: justify"><span style="font-size: medium"><span style="color: #3366ff"><span style="font-family: Tahoma"><b>Bundan y&uuml;zyillar &ouml;nce deniz aşırı, &ccedil;ok g&uuml;zel bir &uuml;lke varmış. Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o &uuml;lkenin bir kralı ve tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses d&uuml;nyalar g&uuml;zeli bir kızmış. Kral ona bakılmasını yasaklamış, her g&uuml;n dolaşmak i&ccedil;in saray muhafızları ile sarayın dışına &ccedil;ıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve g&ouml;zlerini kapatır, ya da evlerine ka&ccedil;ışırmış. Onu g&ouml;rmenin bedeli &ouml;l&uuml;mle cezalanmakmış.<br><br>G&uuml;nlerden bir g&uuml;n yine prenses dolaşmak i&ccedil;in &ccedil;ıktığında; fakir bir k&ouml;yl&uuml; delikanlı herşeyi g&ouml;ze alarak başını kaldırmış ve prensesle g&ouml;z g&ouml;ze gelmişler... O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla tutulmuş. Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş ve g&uuml;nlerce uyuyamamış. Fakir delikanlı &ouml;l&uuml;m&uuml; bile g&ouml;ze almak pahasına, prensesi bir kere daha g&ouml;rmek i&ccedil;in uğraşmış durmuş. Bu arada g&uuml;zel prenses de onu tutulmuş onun zarar g&ouml;rmemesi i&ccedil;in g&uuml;nlerce kendini saraya kapatmış. Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi g&ouml;ze alarak gizlice sarayın bah&ccedil;e duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha g&ouml;z g&ouml;ze gelmişler. Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına &ccedil;ıkarılan delikanli &ouml;l&uuml;mle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını anlatmış.<br><br>Kral &ouml;l&uuml;m emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.<br><br>Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...<br><br>Aradan bir ka&ccedil; ay ge&ccedil;mesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı prensese olan aşkını kağıtlara d&ouml;km&uuml;ş ve martılara anlatmaya başlamış... Artık b&uuml;t&uuml;n martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını anlamış ve yazdığı mektupları prensese g&ouml;t&uuml;rmeye başlamışlar... Zamanla prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya g&ouml;t&uuml;ren martılar aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş. Ta ki... Bir sabah sarayın bah&ccedil;esinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine ağzında bir mektupla konan martıyı kralın g&ouml;rmesine dek. Tabii korkulduğu gibi olmamış... Martıların bile aracı olduğu İki gencin arasındaki b&uuml;y&uuml;k aşkı anlayamadığı i&ccedil;in kendisinden utanmış ve ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi g&ouml;ndertip fakir delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini s&ouml;ylemiş.<br><br>Buna duyunca &ccedil;ok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in bekleyen martıya da t&uuml;m martıların d&uuml;ğ&uuml;nlerine davetli olduğunu s&ouml;ylemiş. Buna &ccedil;ok sevinen martı mektubu bir an &ouml;nce ıssız adaya g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in yola &ccedil;ıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından ge&ccedil;en bir ka&ccedil; martı arkadaşına haber verip hepsinin d&uuml;ğ&uuml;ne davetli olduğunu s&ouml;ylemek i&ccedil;in gagasını a&ccedil;tığında mektubu d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;ş. T&uuml;m martılar hep birlikte mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir t&uuml;rl&uuml; bulamamışlar...<br><br>Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu mektupları g&ouml;ndermek i&ccedil;in bir tek martı bile bulamamış... Biraz ilerisinde u&ccedil;uyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarmış...<br><br>Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da onun i&ccedil;in yanına gelmediğini sanan delikanlı &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;nden sonunda kendisini fenerden kayaların &uuml;zerine atarak intihar etmiş. Olanlardan habersiz kralın gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar...<br><br>İşte o g&uuml;n bug&uuml;nd&uuml;r, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup, o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi d&uuml;zelteceklerine, inanarak hep denizler &uuml;zerinde u&ccedil;uşup dururlar.</b></span><span style="font-family: Tahoma"> </span></span></span></p><p style="text-align: justify"><span style="font-size: medium"><span style="color: #3366ff"><span style="font-family: Tahoma"><b>Uğur İSTEK</b></span></span></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 Aug 2008 05:27:52 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008808613</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>ANLAR VE ANILAR</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008806340</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11CF-96B8-444553540000" id="obj1" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" border="0" width="627" height="600">
							<param name="movie" value="http://img231.imageshack.us/img231/5475/anlarveanilarof0.swf">
							<param name="quality" value="High">
							<embed src="http://img231.imageshack.us/img231/5475/anlarveanilarof0.swf" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" name="obj1" width="627" height="600" quality="High"></object>
						 <p>herice.com</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>19 Aug 2008 18:07:52 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008806340</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>H&#220;Z&#220;N GELD&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008799557</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>&nbsp;</p><p style="text-align: center"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><img src='http://img150.imageshack.us/img150/5922/womenk3059nzy5.jpg' alt=''  /></span></span></p><p style="text-align: center">&nbsp;</p><p style="text-align: center">&nbsp;</p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS">T&uuml;rk&uuml;ler bitti </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Halaylar durdu </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Horonlar durdu </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Al damar, mor damar, şah damar sustu </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Bah&ccedil;eler put kesildi birer birer </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Meyveler salkım sa&ccedil;ak taş. </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Bir bulut u&ccedil;ardı </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Başı boş bedava </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Yandı k&uuml;l oldu. </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>H&uuml;z&uuml;n geldi baş k&ouml;şeye kuruldu </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Yoruldu y&uuml;reğim yoruldu. </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Ağa&ccedil; b&uuml;y&uuml;r arkasında koşamam </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Kervan y&uuml;r&uuml;r peşi sıra d&uuml;şemem <br></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS">Yıldız akar u&ccedil;sam da yetişemem. </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>H&uuml;z&uuml;n geldi baş k&ouml;şeye kuruldu </span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS"><br>Yoruldu y&uuml;reğim yoruldu.</span></span></span></p><p style="text-align: center">&nbsp;</p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff9900"><span style="font-size: x-large"><span style="font-family: Comic Sans MS">BEDRİ RAHMİ EY&Uuml;BOĞLU</span></span></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>19 Aug 2008 07:37:37 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008799557</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>EVRENYE....GEM&#304;C&#304;LER KOYU...KASTAMONU</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008796193</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>&nbsp;</p><p><img src='http://www.panoramio.com/photos/original/1058759.jpg' alt=''  height='768' width='1024' /></p><p><b>Gemiciler</b>, Kastamonu ilinin İnebolu il&ccedil;esine bağlı bir k&ouml;yd&uuml;r</p><p>Gemiciler İnebolu nun doğusunda, Abana&nbsp;yolu &uuml;zerinde bir k&ouml;yd&uuml;r. İnebol 'ya 17 km uzaklığındadır. Eski adı olan Evrenye daha &ccedil;ok bilinir.</p><p>&nbsp;</p><p><img src='http://img.blogcu.com/uploads/sansarxx_075.jpg' alt=''  height='600' width='800' /></p><p><img src='http://www.panoramio.com/photos/original/1884983.jpg' alt=''  height='667' width='1000' /></p><p><img src='http://www.geziyorumlari.com/dosyalar/fotolar/kuzguncuk/100_1066.jpg' alt=''  height='515' width='386' /></p><p><img src='http://www.evrenyeli.com/Upload/Resim_Arsivi/1/Evrenyeli_K1_R41_S6735.jpg' alt=''  height='401' width='535' /></p><p><img src='http://www.evrenyeli.com/Upload/Resim_Arsivi/1/Evrenyeli_K1_R42_S2907.jpg' alt=''  height='401' width='535' /></p><p><img src='http://farm1.static.flickr.com/81/245352815_c6ef08aeef.jpg?v=0' alt=''  /></p><p><img src='http://farm2.static.flickr.com/1325/686776904_7f7814a75f.jpg?v=0' alt=''  /></p><p><img src='http://img.blogcu.com/uploads/sansarxx_1058825.jpg' alt=''  /></p><p>NE KADAR G&Uuml;ZEL, DOĞAL,BAKİR... KİMBİLİR &Uuml;LKEMİZDE B&Ouml;YLESİNE G&Uuml;ZEL NE YERLER VARDIR...</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Aug 2008 23:23:39 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008796193</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>IHLAMURLAR &#199;i&#199;EK A&#199;TI&#286;I ZAMAN -BAHATT&#304;N KARAKO&#199;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008791084</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/87/91/5000000008791084.gif" align='right' border='0'> <h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial">Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut t&uuml;rk&uuml;s&uuml; <br>Kar yağmış dağlara, bozulmamış &uuml;t&uuml;s&uuml; <br>Rahvan atlar gibi ırgalanan g&ouml;ky&uuml;z&uuml; <br>G&ouml;zlerimi kamaştırsa da geleceğim sana <br>Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana <br>Ihlamurlar &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tığı zaman. </span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial"><img src='http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif' alt=''  height='21' width='24' /></span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial">Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden <br>Dağlar &ccedil;ivilendikleri yerde &ccedil;&uuml;r&uuml;meden <br>Bebekler hayta hayta y&uuml;r&uuml;meden <br>Geleceğim diyorum, geleceğim sana <br>Ne olur kesin bir takvim sorma bana <br>Ihlamurlar &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tığı zaman. </span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial"><img src='http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif' alt=''  height='21' width='24' /></span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial">Beklesen de olur, beklemesen de <br>Ben bir g&ouml;k kuruşum sırmalı kesende <br>Gecesi uzun s&uuml;ren karlar-buzlar &uuml;lkesinde <br>Hangi ses y&uuml;rekten &ccedil;ağırırsa beni sana <br>Geleceğim diyorum, takvim sorma bana <br>Ihlamur &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tığı zaman. </span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial"><img src='http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif' alt=''  height='21' width='24' /></span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial">Bu şiir b&ouml;yle doğarken dost elin elimdeydi <br>Sen bir z&uuml;mr&uuml;d-&uuml; ankaydın, elim t&uuml;ylerine değdi <br>Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? <br>Başka bir gezegende de olsan d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m hep sana <br>Kesin bir g&uuml;n belirtemem, n`olur takvim sorma bana <br>Ihlamurlar &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tığı zaman. </span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial"><img src='http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif' alt=''  height='21' width='24' /></span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial">Eski dikişler s&ouml;k&uuml;l&uuml;r de kanama başlarsa yeniden <br>Yaralarıma en acı t&uuml;t&uuml;nleri basacağım ben <br>Yeter ki bir &ccedil;ağır beni &ccedil;i&ccedil;eklendiğin yerden <br>Gemileri yaksalar da geleceğim sana <br>Oniki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana <br>Ihlamur &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tığı zaman. </span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial"><img src='http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif' alt=''  height='21' width='24' /></span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial">Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif <br>Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız <br>Ey benim alfabemdeki kadim Elif <br>Ne g&uuml;zellik, ne de tat var baharsız <br>G&uuml;zellikleri yaşamak i&ccedil;in geleceğim sana <br>Geleceğim diyorum, biraz m&uuml;hlet tanı bana <br>Ihlamurlar &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tığı zaman. </span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial"><img src='http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10187-kalp.gif' alt=''  height='21' width='24' /></span></span></span></h3><h3><span style="color: #0000ff"><span style="font-size: large"><span style="font-family: Arial">Ihlamurlar &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tığı zaman; <br>Ben, g&uuml;neş gibi gireceğim her dar kapıdan <br>Kimseye uğramam ben, sana uğramadan <br>Kavlime sadıkım, sadıkım sana <br>Takvim sorup hudut &ccedil;izdirme bana <br>Ben, sana &ccedil;i&ccedil;eklerle geleceğim <br>Ihlamurlar &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tığı zaman. </span></span></span></h3> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Aug 2008 15:01:04 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008791084</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>ZAMANIN ESK&#304;TEMED&#304;&#286;&#304; ANNELER&#304;M&#304;Z&#304;N &#199;EY&#304;Z SANDIKLARI &amp;#34;SANDIKSIZ GEL&#304;N&#304;M BEN&amp;#34;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008790527</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>&nbsp;</p><p style="text-align: center"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt"><img src='http://m.yollayap.com/b26/310682136.jpg' alt=''  /></span></b></span></p><p style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Sandık işini oldum olası sevmişimdir. Annemin sandığını kedi gibi g&ouml;zlerdim. Ne zaman a&ccedil;acak, ben de oturacağım karşısına diye&hellip; Sonra o tek tek boh&ccedil;aları a&ccedil;acak, ben de k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k ellerimle onları alıp inceleyeceğim. Ha bir de &ldquo;Bu senin &ccedil;eyizlerin&rdquo; dediği zaman da havalara u&ccedil;acağım. Bu kelimenin ardından da senaryo yazılmaya başlanacak. &Ccedil;eyizlere tamamen sahip olmak i&ccedil;in &ouml;nce b&uuml;y&uuml;yeceğim, okul bitecek, işim olacak, en son gelin olacağım. Aslında hepsinden &ouml;nce gelin olmayı hayal ederdim ya neyse. Bana ait bir evim olacak ve şimdi saklanan bu cicilerin hepsini istediğim gibi kullanacağım. Kulağa ve hayallere olduk&ccedil;a hoş geliyor. </span></b></span></p><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Ve her gelin gibi benim de sandığım olacak, i&ccedil;inde harika boh&ccedil;alarım ve onların i&ccedil;inde de g&ouml;z nuru, el emeği dantellerimi, ince işlerimi saklayacaktım. Annem sandığı a&ccedil;sın diye ne yalvardığım g&uuml;nler olmuştu. Sandık a&ccedil;ılınca duyduğum naftalin kokusu &ccedil;ok hoşuma giderdi. Sanki &ccedil;ok eskilere gidiyormuşum gibi hissederdim. Yalnız &ccedil;ocukluğuma ait kalmadı bu sandık merakı&hellip; Şimdilerde, aklıma d&uuml;şt&uuml;k&ccedil;e anneme sandık a&ccedil;tırıyorum. Aldığım o tad ise h&acirc;l&acirc; aynı... </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Şimdi bu kadar sandığı sevip de sandıksız bir ev kurmak, m&uuml;mk&uuml;n değil gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. Ama &uuml;zg&uuml;n&uuml;m; benim de d&acirc;hil olduğum bir&ccedil;ok gelin artık sandık almıyor. Annemizde g&ouml;r&uuml;nce hoşumuza giderken, bize fuz&ucirc;l&icirc; geliyor. Evin muhtelif yerlerindeki dolaplar bu a&ccedil;ığı kapattı bizce. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">&ldquo;Sandıksız gelin olur mu?&rdquo; diye ortalığı yıkmıştı anneannem evimi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde. &ldquo;T&ouml;vbe t&ouml;vbe bir yaşıma daha girdim&rdquo; derkenki hali, eskiler i&ccedil;in sandığın ne kadar &ouml;nemli olduğunu bir kez daha fark ettirmişti. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Nasıl &ouml;nemli olmasın ki; yokluk i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;y&uuml;p, yokluklarla evlenmişler eskiler. Evlerinde yok denecek kadar az eşyaları varmış. Şimdilerde olduğu gibi nerede aileler bu kadar &ccedil;ok eşya alsın. Ve baba evinden kıza verilen k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir sandık. İ&ccedil;inde de geceler boyunca uyumayıp, gaz ocağının ışığında işledikleri kanavi&ccedil;e ve danteller. Yani bir nev&rsquo;&icirc; yadig&acirc;r. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Gen&ccedil; kızlığa ilk adım attıklarında, ellerinde tığları, parmaklarında iplikleri hem işler, hem sohbet ederlermiş. Daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k iken zincir &ccedil;ekmeyi &ouml;ğrenir, metrelerce zincir &ccedil;ekerlermiş. Sonrada en ağır &ouml;rnekleri yaparken bile zorlanmazlarmış. Ellerine ge&ccedil;en birka&ccedil; kuruşla iplik alır, harika motifler &ccedil;ıkarırlarmış ortaya. Ama ne işlemeler. Dudağı ısırtacak b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte danteller, oda takımları, masa &ouml;rt&uuml;leri, karyola &ouml;rt&uuml;s&uuml;, kırlentler, g&ouml;r&uuml;nce şok olduğum perdeler, hepsi el işi. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">İşte bu &ccedil;eyizler boh&ccedil;alara d&uuml;z&uuml;l&uuml;r, sandıklarda saklanırmış. Bu sebeple sandık deyip ge&ccedil;memek l&acirc;zım... Ne kıymetlidir o sandıklar bilirim ben. Evlendikten sonra da ne işe yararlar. Anahtarları olur mesel&acirc; ve saklanacak ne varsa koca ve &ccedil;ocuklardan oralara saklanır. Ve en &ouml;nemlisi artık evin hanımının bankasıdır sandık. Hazinesi, sırdaşı, her şeyi. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000">&nbsp;</span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Sandık k&uuml;lt&uuml;r&uuml; şimdilerde yok artık. Teknolojinin olmadığı, zamanın bu kadar hızlı ge&ccedil;mediği d&ouml;nemlerde yaşayan, babaannelere has bir yaşanmışlık olarak duruyor. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Peki! Şimdilerde neden sandıklar tavan arasında? </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sandığınız olacaksa i&ccedil;ini doldurmanız gerek. Yani &ccedil;eyiziniz olacak. &Ouml;yle hazır şeyler olmayacak bunlar. Her birinde el emeği, g&ouml;z nuru olacak ki orijinal olsun. Ama dantel, iplik, tığ dediğinizde k&ouml;şe bucak ka&ccedil;an kızlarımız varken, bu sandık d&uuml;zme işi artık tavan arasına kalkmış durumda. Annelerimizin dantel &ouml;rmediğimiz i&ccedil;in yaptığı tehditleri hatırlayınca, neden sandıksız olduğumuz ortaya &ccedil;ıkıyor. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Zaten biraz okumuş olanlar, &uuml;niversiteye adım atanlar bu el işi san&rsquo;atları, dantel işlerini t&uuml;mden gereksiz sayıyor. Her şeyin kolayını bulduğumuz şu &ccedil;ağda, k&uuml;lt&uuml;rl&uuml; atfedilen kişilere pek yakıştırılmaz &ccedil;eyiz. Zaman ilerledik&ccedil;e her şeyin hazırı &ccedil;ıktı ve bu gelenek de tarihe g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş oldu. Şimdi bu işlemeleri başkası da yapsa kızlar hemen: &ldquo;Aaa bu zamanda dantel mi kullanılır?&rdquo; diye kesip atıyorlar. Oysa &ccedil;eyiz, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n bir par&ccedil;ası. Gelinlik kızların ellerine değen, g&ouml;zlerine değen en masum hazineleri. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Ancak bug&uuml;nlerde annemi yine sandık başına getirince bir şeyi fark ettim. Kızlarımın hatırlayacağı &ldquo;anne sandıkları&rdquo; olmayacak. Ve acilen sandık edinmeliyim. Yoksa onlar anane sandığıyla b&uuml;y&uuml;yecekler. Ve bu alışkanlık bizim nesilde devam etmeyecek. &Ouml;yleyse kızlar yeniden sandık almaya, &ccedil;eyiz d&uuml;z&uuml;p kızlarımızla beraber sandık keyfi yapmaya. </span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">&Ouml;yleyse her yeni eve bir sandık şart...</span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b><span style="font-size: 12pt">Saadet Bayri FİDAN</span></b></span></div><div style="text-align: justify"><span style="color: #ff0000"><b>&nbsp;</b></span></div> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Aug 2008 11:04:04 GMT</pubDate>
		<guid>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008790527</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>ANADOLU D&#220;&#286;&#220;NLER&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://kardelenlerim.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008781991</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><object width="300" height="110"><param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/KIzgk0Bpkq/"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://media.imeem.com/m/KIzgk0Bpkq/" type="application/x-shockwave-flash" width="" height="" wmode="transparent"></embed><a href="http://www.imeem.com/people/bwsLz0H/music/gXeWs7CO/dugun_oyun_havalari_04_trakya_karsilamasi/"></a></object> <p>&nbsp;</p><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: center"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial"><img src='http://m.yollayap.com/b26/752438718.jpg' alt=''  height='600' width='800' /></font></span></b></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">G&Ouml;R&Uuml;C&Uuml; GİTME VE KIZ BEĞENME</font></span></b></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">D&uuml;ğ&uuml;n adetleri &ccedil;ok &ccedil;eşitli ve zengindir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z de bu adetlerin yaygın olmamakla beraber yaşatıldığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Kız beğenme; ya evlenecek gencin yani &quot;oğlan&rsquo;ın bizzat kendisine bırakılmakta ya da ailesinin tercihine bırakılmaktadır. Tavas merkezde geleneksel d&uuml;ğ&uuml;nler ve &quot;Hıdırellez&quot; adı verilen eğlenceler vardır. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>D&uuml;ğ&uuml;nlerde, evlenme &ccedil;ağma gelmiş kızlar, salı ve cumartesi g&uuml;nleri arasında &quot;kız evine&quot; gidip orada oynarlar ve eğlenirler. Bu arada erkekler de uygun bir pozisyondan onları izleyip, beğenirler. Ayrıca mayıs ayının ilk pazar g&uuml;n&uuml; Hıdırellez yapılır. Tavas halkı bu g&uuml;n eğlenmek i&ccedil;in ''&ouml;ren' adı verilen yoldan,ge&ccedil;erek &quot;bağlar&quot; mesireliğine giderler. Akşam olup g&uuml;n batmaya başlarken herkes geriye d&ouml;ner. Bu sırada erkeklerde &ouml;ren mevkiinde taşlar &uuml;st&uuml;ne oturarak geleni, gideni izleyerek tercih yapmaya veya &ouml;nceden beğendikleri bir kızı iyice g&ouml;zlemeye &ccedil;alışırlar. Bunların dışında bayramların ikinci g&uuml;n&uuml; ziyaretlere gidilir, bayramlaşılır. Diğer g&uuml;nlerde ise kızlar ve erkekler ayrı gruplar halinde yollarda dolaşır. Hatta ana cadde trafiğe kapatılır. Erkekler kız beğenmeye &ccedil;alışırlar. Y&ouml;rede kız beğenme sadece bu g&uuml;nlerde olabilir, bu g&uuml;nler dışında gen&ccedil;lerin birbirlerini g&ouml;rme imkanı yoktur. Bug&uuml;n bu kural,bilhassa kızlarda okuma oranının artmasına bağlı olarak, eskiye nazaran yumuşamışsa da<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>hala ge&ccedil;erliliğini s&uuml;rd&uuml;rmektedir.Tavas'ın k&ouml;ylerin de ise bilhassa kına gecelerinde olmak &uuml;zere g&uuml;nlerde, bayram ziyaretleri dışında tarlada, harman yerinde g&ouml;rme fırsatı değerlendirilmektedir. Bazı k&ouml;ylerinde civar şehirlere pamuk iş&ccedil;iliği yani &quot;&ccedil;apa ve toplama&quot; i&ccedil;in gidildiğinde bu tercih yapılmaktadır. K&ouml;ylerin sosyal yaşantısı i&ccedil;inde gen&ccedil;ler birbirlerini sık&ccedil;a g&ouml;rme fırsatı bulduklarından ayrıca gen&ccedil;ler aile b&uuml;y&uuml;kleri tarafından aynı şekilde iyice tanındıklarından dolayı kız isteme sırasında kızla oğlanın birbirini g&ouml;rmesi gibi bir yola başvurulmaz. G&ouml;r&uuml;c&uuml; usul&uuml; de denilen aile tercihine bırakıldığında; erkek evlatlarını evlendirmek isteyen ailelerin t&uuml;m&uuml;n&uuml;n gelin adaylarında aradıkları ortak &ouml;zellik, aileye yakışan temiz, namuslu, becerikli, &ccedil;evik, g&uuml;&ccedil;l&uuml; kuvvetli, g&uuml;zel boylu poslu, saygılı, kendilerine ve eşine itaat edecek, evine bağlı bir kızdır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde okumuş ve bilhassa memur olarak &ccedil;alışan erkek evladı bulunan bazı aileler, bunlara sosyo-ekonomik nedenlere bağlı olarak okuma ve &ccedil;alışma gibi &ouml;zellikler de eklemişlerdir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Evlenecek oğlanın annesi d&uuml;ğ&uuml;nlerde ve &quot;&ccedil;eyiz&quot; adı verilen t&ouml;renlerde (kadın eğlencelerinde), misafirliklerde ve davetlerde g&ouml;r&uuml;p, beğendikleri kızı araştırırlar. Kızın temizliği, davranışları ve tertip-d&uuml;zeni hakkında &ccedil;eşitli y&ouml;ntemler uygulanarak bilgi edinilmeye &ccedil;alışılır. Tavas merkezde, kız evine bir bahane uydurarak gezmeye giden oğlan tarafı, kaynana veya onları temsilen giden &quot;el&ccedil;i&quot; (S&ouml;z&uuml;ne g&uuml;venilir bilhassa karşı tarafında sevip, saydığı bir akraba veya komşu olabilir),<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span>hissettirmeden divanların, minderlerin altına ve pencere kenarlarının temizliğine bakarlar.Divanların altına dantel yumağı d&uuml;ş&uuml;r&uuml;l&uuml;r sonra temiz olup olmadığı kontrol edilir. Pencereler, perdeler ve duvar k&ouml;şelerinde &ouml;r&uuml;mcek ağı olup olmadığına bakılır. Kadınların baş&ouml;rt&uuml;lerine, kol ağızlarına ve elbiselerinin g&ouml;r&uuml;nen yerlerine dikkat edilir.Bir vesile ile tuvalet bile denetlenir.Hatta kendilerine ikram edilen &quot;misafir şekeri&quot;nin kağıdını g&ouml;stermeden, yastığın altına koyarlar ve m&uuml;teakip ziyaretlerinde yerinde durup durmadığına bakarlar. Kızın , konuşma ve tavırları da merak konusudur. &quot;El&ccedil;i&quot; daha &ouml;nceden kız tarafına bakmaya geleceklerini bildirdiğinden, kız ortalıkta &ccedil;ay, kahve ve şeker ikramı dışında g&ouml;r&uuml;nmez. El&ccedil;i kızın yanına giderek onunla konuşur, hakkında bilgi edinmeye &ccedil;alışır ve g&ouml;zlemlerini oğlanın annesine aktarır. Ayrıca kızın iyiliği, g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;, asaleti ve g&uuml;zelliği de &ouml;nemli tercih nedenleri arasındadır.K&ouml;ylerinde ise kızın &ccedil;alışma kabiliyeti , ailesinin ekonomik g&uuml;c&uuml; ve akrabalık ilişkileri bilhassa tarlaların b&ouml;l&uuml;nmemesi, tercih nedenleri arasında g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bunlara bağlı olarak da kızlar suya, oduna gidip gelirlerken, oğlan anaları tarafından habersizce g&ouml;zlem altına alınır. Erkeklerde aranan &ouml;zellikler ise &ccedil;ift&ccedil;iliği, odun edişi &ccedil;alışma anlayışını g&ouml;steren davranışların yanı sıra toplum i&ccedil;indeki ilişkileri ve ahlaki yapısıdır. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Bug&uuml;n Tavas merkez başta olmak &uuml;zere g&ouml;r&uuml;c&uuml; usul&uuml; ile evliliğin ortadan kalktığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Kızılcab&ouml;l&uuml;k gibi ev dokumacılığının hakim olduğu y&ouml;relerde bilhassa kadınlar, gen&ccedil; kızlar b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nlerini d&ouml;rt duvar arasında ge&ccedil;irdikleri i&ccedil;in birbirlerini g&ouml;r&uuml;p tanıma azalmaktadır. Fakat yine de gen&ccedil;ler d&uuml;ğ&uuml;nler, t&ouml;renler vesilesiyle birbirlerini tanımaktadırlar.&nbsp;</font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">KIZ İSTEME VE S&Ouml;Z KESME</font></span></b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">&nbsp;&nbsp; </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Tavas merkezde kız isteme iki aşamada yapılır. Birinci aşamada araya kız tarafıyla oğlan tarafının karşılıklı isteklerini ileten ve birbirlerine yaklaştıran, gel-git işini g&ouml;ren el&ccedil;i veya el&ccedil;iler konulur. Her kişi de el&ccedil;i olmaz. Bu toplumsal vazifeyi ancak girgin, dili tatlı, iş bilir, insanlarla &ccedil;abuk kaynaşan kişiler yapabilir. El&ccedil;i, kız evine, oğlan tarafının hayırlı bir iş i&ccedil;in geleceğini bildirir. Kız tarafı g&ouml;r&uuml;c&uuml;lerin ve el&ccedil;inin geldiği ilk andan itibaren damat adayını araştırıp soruşturmaya başlamıştır. K&ouml;t&uuml; alışkanlığı var mı, &ccedil;alışıyor mu, geliri ne kadardır, ne kadar maaş alıyor, saygılı mı, evine bağlı mı, yakışıklı mı, herhangi bir noksanı var mı, ailesi varlıklı. mıdır diyerek soruşturulur. Ayrıca kızlarının g&ouml;nl&uuml;n&uuml;n olup olmadığını da m&uuml;nasip bir lisanla &ouml;ğrenirler.Kız tarafı uygun bulduğu takdirde, kararlaştırılan zamanda ziyaret ger&ccedil;ekleşir. Kızı doğrudan oğlanın babası ister yanlarında gelirken bir de hoca getirirler. Allanın emri, peygamberin kavliyle oğlumuza kızınızı istemeye geldik, bizde m&uuml;nasip g&ouml;rd&uuml;k; siz ne dersiniz derler. Cevap da biz de m&uuml;nasip g&ouml;rd&uuml;k, verdik şeklinde olur. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Beğenme ve isteme fiili tamamlandıktan sonra sıra s&ouml;z kesmeye gelir. Kararlaştırılan g&uuml;nde kız evine kızın akrabaları ve komşuları yardım etmek i&ccedil;in toplanırlar. Oğlan evi gelirken &quot;s&ouml;z mendili&quot; denilen bir boh&ccedil;a getirir, i&ccedil;inde bilezik bazı giyim eşyaları, kolonya, terlik, ayakkabı, &ccedil;ikolata gibi şeyler bulunur. Oğlan evinin yanlarında getirdikleri imam Kur'an-ı Kerim okur ve kızla oğlanın g&ouml;zlendikleri belirtilir. Kız evi misafirlerine, ağız tatlılığı olması i&ccedil;in .Tavas'ın meşhur ev baklavası ikram eder, bilahare kahveler i&ccedil;ilir. Oğlan tarafı kalkmak i&ccedil;in m&uuml;saade istemeden evvel, nikah işlemlerinin yapılabilmesi i&ccedil;in kızın n&uuml;fus c&uuml;zdanını ister. Kız tarafı oğlan tarafının getirdiği &quot;şase&quot; denilen boh&ccedil;anın i&ccedil;ine bir şişe kolonya, &ccedil;orap, mendil gibi hediyelere ek olarak kızın n&uuml;fus c&uuml;zdanını koyarak verir. Ayrıca oğlan evine &quot;haney sini&quot; adı verilen tepsi ile baklava g&ouml;nderilir. Ayrıca nişan i&ccedil;in uygun zam an tespiti yapılır. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">K&ouml;ylerinde genellikle kız isteme &ouml;nceden verilen bir kararın a&ccedil;ıklanması gibidir. K&ouml;y&uuml;n gen&ccedil;lerinin hemen, hemen tamamı kendi k&ouml;ylerinden evlenirler. Dışarıya yani başka k&ouml;ylere kız vermek, kız almak en son iştir. G&ouml;r&uuml;n&uuml;şte ebeveynler kararlan kendi aralarında alıyormuş gibi g&ouml;r&uuml;lse de, b&uuml;t&uuml;n tercihler gen&ccedil;lerin isteği doğrultusunda olur. Umumiyetle kız veya oğlanın tasvip etmediği evlilik olmaz. Zaten b&ouml;yle durumlarda genelde, kız ka&ccedil;ırma olayları cereyan eder bilahare ailelerin arası d&uuml;zeltilir, husumetin devam etmesine izin verilmez. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Genelde birbirleriyle akraba oldukları i&ccedil;in, oğlan babası herhangi bir karşılaşmada hi&ccedil;bir resmiyete gerek duymaksızın &quot;sizin kız bize lazım&quot; der. Kız babası da &quot;nasip neyse o olur&quot; derse karar verilmiş demektir ve kızla oğlan o andan itibaren birbirlerine yavuklu olmuşlardır. Bu olaya m&uuml;teakip k&ouml;yde yapılan herhangi bir d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n kına gecesinde oğlan anası gelin adayı oynarken, para ve ipekten bir par&ccedil;a krep &ccedil;evirir. Bu topluma a&ccedil;ıklama halidir ve b&uuml;t&uuml;n k&ouml;yl&uuml; kızın kime verildiğini b&ouml;ylece &ouml;ğrenir. Genelde gen&ccedil;ler birbirlerine daha &ccedil;ocuk denilebilecek yaşlarda yavuklu edilirler. Evlilik i&ccedil;in yaşları en az 17 veya 18 oluncaya kadar beklenir. Bu s&uuml;re zarfında yavuklu gen&ccedil;ler a&ccedil;ık veya gizli birbirleriyle konuşamazlar. Oğlan evinin d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; d&uuml;ğ&uuml;n zamanı adetlere uygun olarak yapılan kız isteme ile kesinleştirilir. Kız istemeye aile ve akraba b&uuml;y&uuml;klerinden erkekler gider.Bir kız arka arkaya &uuml;&ccedil;, d&ouml;rt defa istenir. Her ne şekilde olursa olsun ilk defa da evet cevabı alınmaz. Kız evinde bu beklemelerde, oğlan evinden istenecek altın miktarı ve kıza yaptırılması istenecek elbise konuşulur. Kız tarafı evet cevabı vereceği g&uuml;n yemek hazırlar,kahve ikramında bulunur. Eğer kızın evlenmeye niyeti yoksa veya &ccedil;ay beğenmem işse, g&ouml;nl&uuml; yoksa kahvelere tuz koyar.Kız evinin istekleri oğlan evine fazla gelirse devreye aracılar girer ve orta yol bulunur. Bazı k&ouml;ylerinde s&ouml;z almaya giden oğlan evi temsilcilerine birer mendil verilir.S&ouml;z alındıktan sonra bir heybeye leblebi, &uuml;z&uuml;m, yemiş, fıstık vb. konulur ve kız evine hediye olarak g&ouml;t&uuml;r&uuml;l&uuml;r. Kıza yapılacak altın ve elbiselerde anlaşma sağlandıktan sonra, yakın bir tarih olarak kesim g&uuml;n&uuml; kararlaştırılır. Kesim g&uuml;n&uuml;nden &ouml;nce gen&ccedil;ler, babalan tarafından il&ccedil;e merkezine g&ouml;t&uuml;r&uuml;l&uuml;rler, sağlık raporları alınır ve n&uuml;fus işlemleri yapılır. Ayrıca altın takılar ve giyim-kuşam eşyaları alınır. Buna &quot;izinname&quot; (izinlime de deniliyor) denilir ve yapılmadan kesim atma işi yapılmaz. &nbsp;</font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">NİŞAN&nbsp;&nbsp; </font></span></b></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Tavas'ın i&ccedil;inde nişan kız evinde yapılır. Genelde kadınların ve gen&ccedil; kızların katılımıyla ger&ccedil;ekleşir. Nişan &ouml;ncesi yine &ouml;nceden belirlenen bir g&uuml;nde kız ve oğlan tarafı bir araya gelir. El&ccedil;ide bunlara katılır. Sarrafa gidilerek &ouml;nceden belirlenen miktarda ziynet eşyası, takı alınır. Tam takım olarak oğlan evi kıza zincir, beş-altı bilezik, beşibirlik, kolye, gerdanlık, y&uuml;z&uuml;k, k&uuml;pe ve sergi (k&uuml;&ccedil;&uuml;k Atat&uuml;rk altınlarının zincire bağlanmasıyla oluşan kolye) alır. Kız evi de buna mukabil oğlana saat ve y&uuml;z&uuml;k alır. Bunların miktarları ailelerin iktisadi yapılarına uygun olarak değişebilir. Sonra manifaturacıya gidilir, karşılıklı anne, baba, anneanneler, babaanneler, dedeler, kardeşler gibi ailenin yakın &uuml;yelerine i&ccedil; &ccedil;amaşırı, kumaş, elbise, g&ouml;mlek,&ccedil;orap ve benzeri giyeceklerle, gelin adayına nişan elbisesi, damat adayına da takım elbise alınır. Bilahare ayakkabıcıya gidilir, ayakkabı, terlik, &ccedil;anta gibi eşyalar satın alınır. Sonra her aile kendi satın aldığı eşyayı yanlarına alarak evlerine dağılırlar. Evlere g&ouml;t&uuml;r&uuml;len eşyalar boh&ccedil;alara yerleştirilir. &quot;D&uuml;r&uuml;&quot; denen bu boh&ccedil;alar karşılıklı g&ouml;nderilen kadınlar vesilesiyle değiştirilir. Boh&ccedil;aları getiren kadınlara iki tarafta para ve hediyeler verir. Bu d&uuml;r&uuml;ler sergilenir, akraba ve konu komşunun g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne a&ccedil;ılır.Nişan t&ouml;reninin yemekli, &ccedil;algılı veya sohbet t&uuml;r&uuml;nde sade olması ailelerin karşılıklı anlaşmalarına bağlıdır. Nişanda erkek tarafının misafirlerine b&uuml;y&uuml;k ilgi g&ouml;sterilir, baş k&ouml;şeye kaynana oturtulur. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Tavas merkezde bunun salonda yapılmaya başlandığı da g&ouml;zlenen bir husustur Ki bu durumda takıları kaynana ve damat takmaktadır. Nişanlılık esnasında bir bayram ge&ccedil;erse kıza ve kız evine &ccedil;eşitli hediyeler gider. Ramazan bayramında bir boh&ccedil;a i&ccedil;inde &ccedil;orap, mendil, elbiselik, eteklik kumaş t&uuml;r&uuml; giyecek eşyalarıyla, baklava, şeker t&uuml;r&uuml; hediyeler g&ouml;nderilir. Kurban bayramında ko&ccedil; veya kurbanlık başka bir hayvan g&ouml;nderilir. Maddi durumu iyi olan aileler kınayla bazı yerlerini boyadıkları ko&ccedil;un boynuna bir bilezik &uuml;st&uuml;ne de kumaş bağlarlar. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Son zamanlara kadar k&ouml;ylerinde nişanlılık ve nişan merasimi yoktur. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde istenen veya verilmesi kesinleşen kızlar nişan istedikleri i&ccedil;in nişan merasimleri yapılmaktadır. Nişan atma merasimi denilen bu t&ouml;rende kıza bir ayakkabı, &ccedil;orap, eşarp ve elbiselik alınır. Kız ve oğlana y&uuml;z&uuml;k takılır. Erkeğe y&uuml;z&uuml;k dışında bir şey alınmaz. Nişan yapılan gen&ccedil;lerin d&uuml;ğ&uuml;nleri daha sonra kararlaştırılır ve nişanlıların az olmakla beraber birbiriyle konuşmalarına, g&ouml;r&uuml;şmelerine m&uuml;saade edilir. Nişan merasimleri kız evinde yapılmaktadır. Bayramlarda birbirlerine hediye g&ouml;nderilir. Kaynana gelin adayına şalvar, &ccedil;emberi, g&ouml;mlek gibi giyim eşyaları alır. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Nişanlılık s&uuml;resince kız oğlan evine hi&ccedil; gitmez. &Ccedil;ok &ouml;zel durumlarda eğer mecbur kalınmışsa annesiyle gider. Oğlan ise kısıtlı değildir, fazla olmamakla birlikte kız evine gidip gelebilir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Yine k&ouml;ylerinde, oğlan evi tarafından oğlan evinden kadınlı erkekli kalabalık bir grubun katıldığı &quot;kesim atma&quot; merasimi yapılır. Kız evi uzaksa erkekler atla veya merkeple giderler. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bunun yerine &ccedil;eşitli ulaşım ara&ccedil;larının kullanıldığı g&ouml;r&uuml;lmektedir.Atların heybelerine daha &ouml;nce kararlaştırılan ve oğlan evince alınan, elbiselik kumaş, entari, g&ouml;mlek, işlik, sakız, ayna, iğne, kına, karanfil gibi eşyalar, ayrıca &ccedil;erez &ccedil;eşitleri, şeker, helva gibi yiyecek maddeleri bulunur. Misafirler kız evine gelince, gelin adayı hepsinin elini &ouml;per, hoş geldiniz der ve bir daha ortaya &ccedil;ıkmaz. Getirilen &ccedil;erezler ve diğer yiyecek maddelerinden misafirlere ikram edilir. Gelen misafirlerde &ccedil;erez tabakları i&ccedil;ine para korlar ve &ouml;ğle<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>yemeği vaktinde yemek yenilir. Kadınlar, kız i&ccedil;in alınan giyim eşyalarını ortaya koyarlar ve oğlan evinden getirilen bir sındı (makas) ile kumaş kesilir. İlk kesilen par&ccedil;aya sındı basması denilir ve kesim t&ouml;renine katılan kadınlara pay edilir. Kızın g&ouml;z kararı &ouml;l&ccedil;&uuml;lerine g&ouml;re kesilen, elbiselikler, dikilmek &uuml;zere kadınlara dağıtılır ve elbiselerin b&uuml;y&uuml;k bir kısmı elde dikilir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Gelinlik kıza kadife ceket, bir veya iki entarilik (&uuml;&ccedil;eteklik) kumaş, i&ccedil; &ccedil;amaşırlık kumaş, işlemeli y&uuml;n &ccedil;orap, şal kumaş, eşarp yerine kırmızı fes ve &uuml;zerine sarmak i&ccedil;in al renkli dastar, bir &ccedil;ift kundura alınır. Kız evi de damada kadife yelek, g&ouml;mlek ve şapka alır. Kesim g&uuml;n&uuml;nden on beş g&uuml;n sonra d&uuml;ğ&uuml;n tutulur. Bu s&uuml;re i&ccedil;inde kararlaştırılan bir g&uuml;nde sessizce muhtarlıkta nikah kıyılır. K&ouml;ylerinde nişanlılık s&uuml;resinin </font></span><span style="font-size: medium"><font face="Arial">m&uuml;mk&uuml;n olduğunca kısa tutulmasına dikkat edilir. En kısa zamanda d&uuml;ğ&uuml;n yapılır. &nbsp; </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">D&Uuml;Ğ&Uuml;N </font></span></b></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">D&uuml;ğ&uuml;nler genellikle, bilhassa Tavas'ın k&ouml;ylerinde ilkbahar veya sonbaharda yapılır. D&uuml;ğ&uuml;nler yazın yapılmaz, hasat işleri sona erince yapılır. Erkek tarafı ilkbaharda yapılmasını kız tarafı ise sonbaharda yapılmasını ister.Bunun altında yatan gaye her iki taraf i&ccedil;inde kızın işg&uuml;c&uuml;nden yararlanmadır. D&uuml;ğ&uuml;nler &ccedil;oğunlukla cuma g&uuml;n&uuml;, cuma namazından sonra başlar pazar g&uuml;n&uuml; &ouml;ğleden sonra biter, ya da salı g&uuml;n&uuml; &ouml;ğle namazından sonra başlar perşembe g&uuml;n&uuml; &ouml;ğleden sonra tamamlanır. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">T&uuml;m bunlarla beraber d&uuml;ğ&uuml;n tarihi hususunda erkek ve kız tarafının ittifakı &ouml;nemlidir. D&uuml;ğ&uuml;nler, dokumacılıkla ge&ccedil;im temin edenlerin &ccedil;oğunlukta olduğu Kızılcab&ouml;l&uuml;k'te genellikle yaz aylarına denk getirilmektedir. Bu y&ouml;rede umumiyetle salı akşamı başlar, cumartesi g&uuml;n&uuml; &ouml;ğleden sonra &ccedil;eyiz bakma vardır. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Tavas'ta b&uuml;t&uuml;n eşyaları kız evi yapar. Son zamanlarda oğlan evi yatak odası takımını almaya başlamıştır. D&uuml;ğ&uuml;n başlamadan &ouml;nce eşya g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Alınan eşyalardan kız evine ait olanlar oğlan evine, oğlan evine ait olanlar kız evine g&ouml;nderilir. Her iki taraf d&uuml;ğ&uuml;n başlamadan &ouml;nce, eşyaları evin bir odasında gelen gidene g&ouml;sterirler, a&ccedil;ık sergi şekilde yapılan bu işleme &quot;kesim&quot; adı verilir. Daha sonra kızın eşyaları oğlan evine g&ouml;nderilir. Eşyaları kızın akrabalarından bir gurup kadın g&ouml;t&uuml;r&uuml;r ve gelin odası d&uuml;zerler. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise ayrı evler tutulduğundan bu adet ev yerleştirme şekline tekab&uuml;l etmiştir. Eşyaları getiren kadınlara para ve hediyelerin yanında bir sini baklavada verilir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">K&ouml;ylerinde &ccedil;eyiz eşyaları merkezde olduğu kadar zengin ve teferruatlı değildir. Oğlanın i&ccedil;inde yorgan, yastık ve d&ouml;şeğin olduğu sadece bir kat yatağı olur. Kızın ise bir &ccedil;aput &ccedil;uvalı (ge&ccedil;mişte sandığın vazifesini g&ouml;ren), bir kilimi, bir &ccedil;ift &ccedil;ulu, bir ekmek torbası bulunur. Son yıllarda bu gelenek tamamen bozulmuş, yine merkeze nazaran zengin olmamakla beraber &ccedil;eşitli eşyaların alınmaya başladığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Tavas'ta t&uuml;m hazırlıklar tamamlandıktan sonra, d&uuml;ğ&uuml;n telaşı bir hafta &ouml;nce başlar.D&uuml;ğ&uuml;nden evvelki son pazar g&uuml;n&uuml; nikah yapılır. Nikahtan sonra, oğlan tarafı ve akrabalarından sadece kadınların katıldığı, kıza para takma şeklinde icra edilen &quot;minder altı&quot; adı verilen t&ouml;ren yapılır. Amacı ev eşyalarının neredeyse tamamını y&uuml;klenen kız evine para yardımı yapmaktır. Şu şekilde yapılmaktadır: T&ouml;ren g&uuml;n&uuml; oğlan evi, kız evine ziynet eşyaları ve &quot;henteri&quot; denilen (&Uuml;&ccedil;etek) y&ouml;resel, kadınlara &ouml;zg&uuml; t&ouml;ren kıyafetini g&ouml;nderir. Gelin bunları giyer ve ziynet eşyalarını takarak, gelenlerin ellerini &Ouml;per. Odaya girmeden evvel kaynana aldığı elbiseliği yere serer ve gelinin bunun &uuml;zerinden ge&ccedil;mesini sağlar, buna &quot; kız y&uuml;r&uuml;tme'denilir. Bu işlem bittikten sonra, gelin herkesin g&ouml;rebileceği bir yerde dikilir. G&ouml;r&uuml;mce, gelinin yanına gelerek takılan eşyaların adını ve takan kişinin lakabını belirtir. Takı işlemi bittikten sonra gelen kişiler, kızın başından şeker, fıstık ve bozuk para sa&ccedil;arlar. Bilahare davetliler dağıldıktan sonra kalan oğlan evine &ccedil;ay ve kahve ikramı yapılır. Burada takılan paralar kız evine kalır. Altın t&uuml;r&uuml;nden takılar ise kızla beraber oğlan evine gider. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Tavas'a bağlı yerleşim birimlerinde d&uuml;ğ&uuml;nde ağırlık oğlan evindedir. &quot;İzinlime&quot; den yani resmi nikahtan sonra altın takılar ve giyim, kuşam alınır.Kararlaştırılan bir g&uuml;nde oğlan evine manifatura işiyle uğraşan varsa o k&ouml;yden yoksa yakın y&ouml;relerden seyyar bir esnaf &ccedil;ağrılır. Kız evinden kızın anası, babası ve bir akrabası gelir. &Ouml;ncelik kız evininkiler olmak &uuml;zere ihtiya&ccedil;lar ve okular alınır. Buna &quot;&ccedil;apıt g&ouml;rme&quot; denilir.Kesim atıldıktan sonra oğlan evi ilk hazırlık olarak, komşu ve akrabalarının katılımıyla değirmene un &ouml;ğ&uuml;tmeye gider. Bazı k&ouml;ylerinde, yakın zamanlara kadar hazırlanan buğday ve arpa &ccedil;uvalları, s&uuml;s &ccedil;anları takılmış develere sarılır. Değirmende kesmek i&ccedil;in bir oğlak veya erke&ccedil; &laquo;Oturulur, d&ouml;n&uuml;şte de atmak i&ccedil;in t&uuml;fekler alınırdı. D&ouml;n&uuml;şte develerin &ccedil;anları bırakılır ve t&uuml;fekler atılarak eve gelinirdi. Kız evine un, tarhana, bulgur gibi yiyecek maddeleri g&ouml;nderilir. D&uuml;ğ&uuml;n &ouml;ncesi &ccedil;ay, kahve, şeker gibi diğer eksiklerde tamamlanır. Kesilecek erke&ccedil; veya oğlaklar hazırlanır. D&uuml;ğ&uuml;nden birka&ccedil; g&uuml;n evvel komşu ve akraba kadınlar toplanarak, kız ve oğlan evinin ekmeklerini yaparlar. Ayrıca d&uuml;ğ&uuml;nde kullanılmak &uuml;zere tencere, tabak, &ccedil;anak, kaşık, sofra, sini, &ccedil;ul gibi malzemeler komşulardan &ouml;d&uuml;n&ccedil; alınır. Yemekleri pişirmesi i&ccedil;in işinin erbabı bir kadın aş&ccedil;ı tutulur. K&ouml;yde yoksa, yakın k&ouml;ylerden temin edilir. D&uuml;ğ&uuml;nlerde umumiyetle et kavurma, kuru fasulye, dolma, aşure, baklava, cacık, pilav, &ccedil;orba (arpacık, tarhana, un) ve benzeri yemekler yapılır. Ayrıca mutlaka lokum ve helva bulundurulur. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">D&uuml;ğ&uuml;nlerde m&uuml;ziğin icrası i&ccedil;in; bir davul, bir bağlama, bir veya iki zurna ve ilaveten c&uuml;mb&uuml;ş gibi &ccedil;algıları bulunan, kendi k&ouml;ylerinden veya civar k&ouml;ylerden para karşılığı anlaşılarak &ccedil;algıcılar tutulur. D&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n birinci g&uuml;n&uuml; akşam &uuml;st&uuml; gelirler, gelin alımı bittikten sonra ayrılırlar. Yolları uzak da olsa d&uuml;ğ&uuml;n yapılan mahalle veya k&ouml;yde kalmazlar.Bazı k&ouml;ylerinde, bu işi yapabilecek kişiler arasından bizzat d&uuml;ğ&uuml;n sahibi tarafından se&ccedil;ilip tespit edilen, d&uuml;ğ&uuml;n bayrağını taşıyan, yani d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n başlangıcından bitimine kadar d&uuml;zg&uuml;n bir şekilde devamını sağlayan kişiye'bayraktar&quot; denilir. Bayrağı daima o taşır ve organizasyonu ger&ccedil;ekleştirir. Bu hizmet karşılığında &uuml;cret verilmez ancak kumaş ve benzeri hediyeler verilir </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">KINA YAKMA</font></span></b></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">D&uuml;ğ&uuml;nden evvel kız evinde gece yapılan t&ouml;renlerde kına yakmadır. Gelin alımı pazar g&uuml;n&uuml; olacaksa ondan evvelki ilk &ccedil;arşamba gecesi yapılır.Kınaya erkek tarafından gen&ccedil; kızlar ve kadınlar gelir. umumiyetle k&ouml;ylerinde eskiden bir bakır tepsi ters &ccedil;evrilip darbuka gibi erbabı kadın tarafından y&ouml;resel t&uuml;rk&uuml;ler eşliğinde &ccedil;alınır eğlenilirdi. Bunlara ek<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>olarak'sipsi&quot; denilen &uuml;flemeli &ccedil;algıda &ccedil;alınırdı. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde teyp veya org eşliğinde eğlenilmeye başlanmıştır. Bu eğlencelerde esprileriyle tanınan herkesin sevdiği birisi gen&ccedil; kızları &ccedil;eşitli latife ve şakalarla oyuna kaldırır. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">K&ouml;ylerinden farklı olarak Tavas merkezde kına gecesi eğlence yapılmaz. Henteri giyen geline yakın akrabalar, &ouml;zellikle damat tarafı altın takar ve geline , arkadaşlarına, yakın akrabalarına kına yakılır. Kına &ccedil;anağının i&ccedil;ine para saklanır ve bu para ortaya &ccedil;ıkınca gelin tarafından duvara yapıştırılır. Bu parayı gelinin arkadaşlarından en erken kalkan alır ve hatıra olarak saklar.Gelinin başının &uuml;zerinden şeker, fıstık, bozuk para d&ouml;k&uuml;l&uuml;r. Minder altı denilen t&ouml;rende olduğu gibi burada da takılan para ve altınlar bir kişi tarafından konuklara duyurulur. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Tavas merkez de eskiden uygulanan g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yok olmuş geleneklerden birisi &quot;gelin hamamıdır. Geriz &ouml;n&uuml; veya Hama m&ouml;n&uuml; mevkiinde (şimdiki Cumhuriyet meydanının bulunduğu havali) bulunan kubbeli hamam 1969 yılında yıkılıncaya kadar s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. D&uuml;ğ&uuml;n haftasının cuma g&uuml;n&uuml; sabahtan gidilirdi. Başta gelinin kardeşleri, arkadaşları, kaynanası, g&ouml;r&uuml;mceleri, eltileri olmak &uuml;zere oğlan ve kız evinin yakınları davet edilirdi. Gelin hamamına yaşı ne olursa olsun erkekler katılamazdı. Yıkanma &ouml;ncesi hamamın giriş kısmında bulunan salonda şarkı ve t&uuml;rk&uuml;ler eşliğinde eğlenilir, oyunlar oynanırdı. Gelin oynarken, oğlan tarafının &ouml;nceden hazır ettiği, bozuk para ve &ccedil;erezler (leblebi, fındık, fıstık vb.) genellikle g&ouml;r&uuml;mceler tarafından, gelinin başına serpilirdi ve &ccedil;erezler yenilirdi. Yıkanma işlemi bitince, o</font></span><span style="font-size: medium"><font face="Arial">ğlan tarafının aldığı elbiseyi giyen gelin, arkadaşları tarafından s&uuml;slenirdi. Hamam masraflarının t&uuml;m&uuml;n&uuml; oğlan tarafı karşılardı ve ayrılırken hamamcıya da g&ouml;mlek, havlu gibi hediyeler verilirdi. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">K&ouml;ylerinde d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ikinci g&uuml;n&uuml; akşamı komşuların, k&ouml;yl&uuml;lerin ve &ccedil;evre k&ouml;ylerden gelen gen&ccedil;, ihtiyar b&uuml;t&uuml;n kadınların katıldığı kına gecesi eğlencesi yapılır. Bazı k&ouml;ylerinde d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ikinci g&uuml;n&uuml; yani cumartesi g&uuml;n&uuml; kızın &ccedil;eyizleri sergilendiği i&ccedil;in &quot;&ccedil;eyiz g&uuml;n&uuml;&quot; denilir ve aynı g&uuml;n akşamı kına yakılır. G&uuml;nd&uuml;z gelin başı yapılır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde varsa yakınlarda veya Tavas merkeze kuaf&ouml;re g&ouml;t&uuml;r&uuml;lmektedir. Kına g&uuml;n&uuml; sa&ccedil;ı bozulmasın diye gelin yatmaz sabaha kadar bir sandalye &uuml;zerinde oturur. &Ouml;nce gelenlere akşam yemeği yedirilir sonra eğlenceye ge&ccedil;ilir. Başta dışarıdan gelenler olmak &uuml;zere davetlilerin hemen hepsi oynatılır. &Ccedil;algı olarak ekmek yapımında hamur yoğrulan bakır leğen kullanılır. Oyuncularda ellerinde &ccedil;aldıkları kaşıklarla eşlik ederler. T&uuml;rk&uuml;ler s&ouml;ylenir, maniler okunur. Gecede gelin kaynana oyunu, k&ouml;sem oyunu, yar başına oyunu, erkek oyunu, kız ka&ccedil;ırma oyunu gibi oyunlar oynanır. Birde gelinin ağlatıldığı kız ağlatma oyunu vardır. Oğlan evini temsilen kına gecesinin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne katılan kadınlar, geline takılar takarlar. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Eğlenceler bittikten sonra gelinlik kız başına &quot;heril&quot; denilen bir &ouml;rt&uuml; &ouml;rt&uuml;lerek ortaya oturtulur, mani lerle veya y&ouml;resel t&uuml;rk&uuml;lerle &quot;okşanarak&quot; gelin ağlatılmaya &ccedil;alışılır, ellerine kına yakılır. Gelinin elleri yanı sıra ayaklarına da kına yakılır.Herkes ortaya para atar ve bunlar toplanarak geline verilir.Gelinin arkadaşları ve konuklardan isteyenler de ellerine gelin kınasından yakarlar. Kız evinde olan d&uuml;ğ&uuml;n şenliklerine damat ve diğer erkeklerin katılması uygun değildir. Bu kural bazı k&ouml;ylerinde sert cezalarla desteklenmiştir. Eğer bu kuralı ihlal ederek gelen olur ve fark edilirse, kız evi sakinleri sırtlarına semer vurup binerler ve evlerine bu semerle g&ouml;nderirler. Sırtına semer vurulan bu gen&ccedil;ler g&uuml;nlerce utan&ccedil;larından dışarı &ccedil;ıkamazlar. Semer işinden dolayı bazı d&uuml;ğ&uuml;nlerin bozulma noktasına geldiği bile olmuştur. Damat da bu kurallara uymak durumdadır. Fakat bazı kurnaz delikanlıların kadın elbisesi giyerek kına gecesini yakalanmadan izledikleri de vakidir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">D&Uuml;Ğ&Uuml;N ŞENLİĞİ </font></span></b></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Bilhassa k&ouml;ylerinde, d&uuml;ğ&uuml;nler genellikle Eyl&uuml;l, Ekim veya Kasım, Aralık, Ocak gibi kış aylarında yapılır. İş mevsimi sayılan diğer aylarda mecburiyet hasıl olursa d&uuml;ğ&uuml;n yapılır. D&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n başlama g&uuml;n&uuml;, mutlaka ya cuma veya salı g&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Cuma g&uuml;n&uuml; başlayan d&uuml;ğ&uuml;n pazar g&uuml;n&uuml;,salı g&uuml;n&uuml; başlayan d&uuml;ğ&uuml;n perşembe g&uuml;n&uuml; sona erer, yani &uuml;&ccedil; g&uuml;nde tamamlanır. Bazı k&ouml;ylerinde d&uuml;ğ&uuml;n perşembe g&uuml;n&uuml; başlar, oğlan evi kadınları kız evine giderler eğlence yapılır buna &quot;kesim&quot; denir. Cuma akşamına bayrak asılmasından dolayı &quot;bayrak&quot; denilir ve kız evine lokum, baklava g&ouml;t&uuml;r&uuml;lerek ziyarete gidilir. Cumartesi g&uuml;n&uuml;ne &quot;&ccedil;eyiz&quot; denilir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Oğlan evinde yemek kazanları bah&ccedil;elere kurulur ve perşembe S&uuml;l&uuml;nden itibaren civar k&ouml;ylerden &quot;okucular&quot; ın da gelmesiyle sayıları gittik&ccedil;e artan konuklara her &ouml;ğ&uuml;n yemek verilir. Davetiye olarak g&ouml;nderiler, mendil, havlu veya bir par&ccedil;a kumaşa oku adı verilir. Yaygın olarak mendil veya havluların bulunduğu okulardan k&ouml;y&uuml;n tamamına ve k&ouml;y dışındaki eş, dost, akrabaya g&ouml;nderilir. Oku g&ouml;nderilen ve d&uuml;ğ&uuml;ne katılan konuğa okucu denilir. Bunlar oku karşılığı olarak d&uuml;ğ&uuml;n sahibinin cebine para bırakırlar veya hediyelik eşya getirende olur. Okucunun &ccedil;okluğu d&uuml;ğ&uuml;n sahibinin itibar ve saygınlığının bir g&ouml;stergesi olarak kabul edilir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Uzaktan gelen okuculara, &ouml;nceden hazırlanmış yatacak yer tahsis edilir. Yedirme işlemi cumartesi akşamına hatta az da olsa pazar g&uuml;n&uuml; &ouml;ğleye kadar devam eder. Bu yemeklere davet Tavas merkezde oku g&ouml;nderilmiş bile olsa ev, ev d&uuml;kkan ,d&uuml;kkan dolaşılarak tekrar şifahi olarak yapılır, aksi halde yemeğe gelmezler. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">K&ouml;ylerinde d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n bir g&uuml;n &ouml;ncesinden kız evinden, mendil veya par&ccedil;a kumaştan oluşan bayraklık istenir ve bu alınmadan bayrak dikilmez, d&uuml;ğ&uuml;n başlamaz. Bayraklık olarak alman mendil veya kumaş par&ccedil;ası, bayrak direğine bağlanır. Bayrak, sabah ezanı ile birlikte birka&ccedil; el t&uuml;fek atılarak dikilir ve b&ouml;ylece d&uuml;ğ&uuml;n başlamış olur. D&uuml;ğ&uuml;ne eğer cuma g&uuml;n&uuml; başlanıyorsa, cuma namazından sonra &ouml;nceden tutulmuş olan &quot;&ccedil;engici&quot;de denen &ccedil;algıcılar, oğlan evinin g&ouml;r&uuml;n&uuml;r bir yerinde zurna eşliğinde davul &ccedil;almaya başlarlar ki bu d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n resmen ilam anlamına gelir. Bu &ccedil;algıcılar eve gelince tavuk kesilir ve ziyafet verilir. Onlar da yemekten sonra &quot;oturak&quot; denilen kısa bir ev i&ccedil;i eğlencesi yaparlar. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">D&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ilk gecesine &quot;k&uuml;&ccedil;&uuml;k meydan&quot; denilir ve oğlan evi yakınlarında bir araziye meydan ateşi yakılır. Buraya yemekten sonra k&ouml;y&uuml;n i&ccedil;indeki okucular ve komşulardan gen&ccedil;, ihtiyar herkes toplanıp otururla Sadece kadınlar katılmazlar, meydan dışında bir yerden eğlenceleri seyrederler. Bayraktar &ccedil;alınan &ccedil;algıların eşliğinde d&uuml;ğ&uuml;n sahiplerinden il veya d&ouml;rt kişiyi kollarından tutarak oyuna kaldırır, hemen herkes Tavas zeybeği oynar. Gece ge&ccedil; vakte kadar devam eden eğlence damat ve sadı&ccedil; ın oynamasıyla tamamlanır. Oyun aralarında bağlama &ccedil;alınır, t&uuml;rk&uuml;ler s&ouml;ylenir-Kız evinde ilk gece &ccedil;ok yakın akrabaların, komşuların katılımıyla ufak eğlenceler yapılır.Tavas merkezde, ertesi g&uuml;n yani cumartesi g&uuml;n&uuml; akşam oğlan evinde, damadın arkadaş ve akrabalarından &ccedil;oğunlukla gen&ccedil;lerin katıldığı &ccedil;algılı eğlence yapılır. Cuma ve cumartesi g&uuml;n&uuml; akşamları kız evinde yapılan eğlencelere &quot;&ccedil;eyiz&quot; adı verilir. Oğlan evi bu gece tuttukları &ccedil;algıcılarla kız evine &quot;&ccedil;eyiz yapmaya&quot; gelirler. Damatla, gelin bir odada oynatılır. Bilahare avlu veya bah&ccedil;eye &ccedil;ıkılarak eğlenceye devam edilir. Oğlan evi bu t&ouml;rende fazlaca kalmaz ayrılır. Cumartesi g&uuml;n&uuml; yapılan biraz daha geniş &ccedil;aplı olur. &Ccedil;evrede bulunan nişanlı gen&ccedil; kızların kaynanaları &ccedil;eyize gidiyoruz, siz de gelin &quot;para &ccedil;evireceğiz&quot; diyerek &quot;d&uuml;n&uuml;r daveti&quot; yaparlar. Gen&ccedil; kızları oynatan kaynanalar ve g&ouml;r&uuml;mceler kendi gelin adaylarına para &ccedil;evirerek, &ccedil;algıcılara para verirler. &Ccedil;evrilen bu paralar bir itibar &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Cumartesi &ccedil;eyizinin sonunda yakın akraba ve arkadaşlarının katılımıyla geline yine kına yakılır. Kızıtcab&ouml;l&uuml;k'te cumartesi g&uuml;n&uuml; &ouml;ğleden sonra &ccedil;eyiz bakma vardır. Kız annesi birka&ccedil; yakın akrabasını yanına alarak evin girişin de oturur. &Ccedil;eşitli hediyelerle &quot;m&uuml;barek olsun&quot; dileğinde bulunan misafirlere şeker ikram edilir. Buradan ayrılan d&uuml;ğ&uuml;n eğlencelerini seyretmek i&ccedil;in meydana gider. Gelinlik kız gelinliğini giyip, s&uuml;slenir. Arkadaşları da &uuml;&ccedil; etek ve fes giyerler. Eğlence devam ederken oğlan evi mensupları gelirler. &quot;Kaya kız&quot; oynaya oynaya gelini ortaya kaldırır takı merasimine ge&ccedil;ilir. &quot;&Ccedil;ırtgan&quot; (&Ccedil;ağırtkan) denilen kişide kimin ne taktığını y&uuml;ksek sesle a&ccedil;ıklar.Daha sonra genellikle kuru fasulye, dolma, pilav ve tatlıdan oluşan yemekler yenir. Akşama kadar s&uuml;ren &ccedil;eyiz merasimi kına eğlenceleri ile devam eder. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">K&ouml;ylerde ise k&ouml;y&uuml;n delikanlıları sabah erkenden atlarla veya bazı Boylerde develerle dağa d&uuml;ğ&uuml;n evinde kullanılmak &uuml;zere odun yapmaya giderler. Gen&ccedil;ler d&ouml;n&uuml;şlerinde &ccedil;algılarla karşılanırlar, yemek yedirilir bilhassa &ldquo;saraylı&rdquo; denilen tatlı ikram edilir. Yemekten sonra gen&ccedil;ler birer kez Tavas zeybeği oynarlar.Cumartesi g&uuml;n&uuml; &ouml;ğle namazından sonra, bir eşeğe başına gelin alı onulmuş bir &ccedil;ocuk bindirilerek davul zurna eşliğinde kız evine gidilir. Buna &ldquo;Tomgavı&rdquo; &quot;tongavı&quot; denilir. Beraberlerinde bir denk buğday unu (Bir denk = 5 Kile = 50-55 kg.), fasulye, yağ, &ccedil;ay, şeker gibi &quot;aşlık, keşlik&quot;, koyun ke&ccedil;i gibi &quot;etlik hayvan&quot; ve kullanılmak &uuml;/ere odun g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler. Giden gurup kız evinin &ouml;n&uuml;nde oynar. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Bilhassa Yahşiler ve G&ouml;k&ccedil;eler k&ouml;ylerinde &Ouml;ğlen yemeği yenildikten sonra d&uuml;ğ&uuml;n alayı oğlanın eşyalarını s&uuml;slenmiş develere y&uuml;kler ve &ccedil;algılar eşliğinde kız evine g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler. Bu eşyalar arasında bir takım yatak, bir &ccedil;uval un, yarım dolu keşkeklik buğday, tarhana, bulgur, tereyağı, armut hoşafı ve bir bacak et bulunur. Kız evi gelen alayı karşılar, sigara ve şeker ikram eder. &Ccedil;algılar &ccedil;alınır, kız evi erkekleri de dahil gen&ccedil;ler oynarlar ve en son damatla sağdıcı oynar. Bu sırada ikisine para takılır. Kadınlar da kapalı bir alanda kendi aralarında leğen &ccedil;alarak eğlenirler. Kız evinde &ccedil;ok fazla kalınmadan d&uuml;ğ&uuml;n alayı &ccedil;algı eşliğinde geriye d&ouml;ner. Kız o gece oğlan evinden gelen yatakta yatar. Akşamdan itibaren diğer mahale ve civar k&ouml;ylerden gelen okucular d&uuml;ğ&uuml;n evine bir iki kilometre kala t&uuml;fek atarak geldiklerini duyururlar. Okucuların geliş sırasını takiple g&ouml;revlendirilenler, t&uuml;fek atma sırasına g&ouml;re bayraktar ve &ccedil;algıcılarla gidip misafirleri karşılarlar. Karşılama sırasında yine t&uuml;fekler atılır ve okucular getirdikleri basmayı bayrağa bağlarlar. D&uuml;ğ&uuml;n evine geldiklerinde bir sefer oynarlar ve kahvelerini i&ccedil;tikten sonra kendilerine, sabah ezanından itibaren yapılmaya başlanan yemekler ikram edilir. Men&uuml;de genelde &ccedil;orba,etli tarhana aşı, dolma, baklava benzeri yemek ve tatlılar bulunur. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Okucular yemekten sonra d&uuml;ğ&uuml;n şenliğinin yapılacağı ortasında ateş yakılmış, &ouml;nceden hazırlanmış meydana g&ouml;t&uuml;r&uuml;l&uuml;rler. Okucular sırasıyla guruplar halinde karşılanıp yerleştirildikten sonra &ccedil;algıcılar da meydandaki yerlerini alırlar. Bayraktar konukları sırasıyla oyuna kaldırır. Oyunlar en az iki kişi ile oynanır, ancak sayı &ccedil;ift olmak şartıyla d&ouml;rtten fazla kişiyle de oynanabilir. Genelde Tavas zeybeği oynanır. Gecenin en b&uuml;y&uuml;k eğlencesi de arap oyunudur. Ge&ccedil; vakte kadar devam eden eğlencelerde, en son hatırlı ve itibarlı konuklar oynatıldıktan sonra damat ve sadı&ccedil; oynatılarak t&ouml;rene son verilir. Bug&uuml;n yok denecek kadar azalmış olmasına rağmen, ikinci g&uuml;n d&uuml;ğ&uuml;n sahibi tarafından ortaya y&uuml;kl&uuml;ce bir para ve hediyeler konarak o b&ouml;lgedeki meraklı delikanlıların yanı sıra, y&ouml;rede namlı pehlivanlarında iştirak ettiği yağlı g&uuml;reşler tertip edilir. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">GELİN ALMA </font></span></b></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Pazar g&uuml;n&uuml; &quot;gelin alımı&quot;dır. Kız evinin &ouml;nceden aldığı damada ait, giyim kuşam eşyaları oğlan evine g&ouml;nderilir. Eşyaları g&ouml;t&uuml;ren kişilere g&ouml;mlek gibi &ccedil;eşitli hediyeler verilir.Oğlan evinden bir ka&ccedil; kadında kız evine, kızın eşyalarını d&ouml;şemek i&ccedil;in gider. Bilahare kız tarafından, oğlanın annesine, babasına, kardeşlerine duru g&ouml;nderilir. Ardından oğlan evi &ccedil;algıcılarla ve uzun bir araba konvoyuyla gelini almaya gelir. K&ouml;ylerde bazı gen&ccedil;ler bu konvoya atlarla katılır ve &Ouml;zellikle gelin ata bindirilir. Eskiden Tavas merkezde gelin almaya gidileceği g&uuml;n, yani pazar g&uuml;n&uuml; damat, sadı&ccedil; ve arkadaşlarının hamama gitmeleri bir gelenekti. Eğlencelerin yanı sıra birbirlerine giysi saklama gibi &ccedil;eşitli şakalar yaparlardı. Buradan damadın damatlıklarını giymesiyle, bahşiş verilerek ayrılırlardı. Eve gelindikten sonra &quot;damatlık tıraşı&quot; yapılırdı. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Eskiden &quot;gelin alımında&quot;, damat ile beraber arkadaş ve akrabaları ata binerlerdi ki katılan atlı sayısı d&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;sterilen itibarın g&ouml;stergesi sayılırdı. (G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yine aynı şekilde taksi sayısı bunu g&ouml;stermektedir.) Tavas merkezde de şimdiki Hakimiyet İlkokulunun bulunduğu yerde at koşulan yapılır cirit oynanırdı. Kız evine gelindiğinde, burada gelinle damada şerbet i&ccedil;irilir. Davul zurna eşliğinde, damadın arkadaşları başta Tavas zeybeği olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli oyunlar oynarlar. Damadın sadıcı gelinin bineceği atı hazırlar. Eskiden,k&ouml;ylerinden farklı olarak gelin, kız evinden &quot;mafya&quot; denilen iki atın &ccedil;ektiği bir arabaya bindirilir ve gezdirilirdi. Sonradan bunun yerine fayton almış,g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise taksi kullanılmaktadır.Sadı&ccedil; evli olması şartıyla damadın samimi bir arkadaşı, akrabası veya varsa eniştesidir. Adeta d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n organizesinden sorumludur ve d&uuml;ğ&uuml;nle ilgili bazı masrafları kendisi karşılar.</font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Gelinin yakın bir akrabası gelinin &uuml;zerinden kapıyı kilitler ve bahşiş alıncaya at^r kapıyı a&ccedil;maz. Vedalaşma ve dua faslı bittikten sonra gelin ata bindirilerek, &ouml;nceden belli g&uuml;zergahta dolaştırıldıktan sonra oğlan evine gelinir. Bilhassa k&ouml;ylerinde, gelin evin &ouml;n&uuml;ne gelince attan İnmez, &quot;ayak bastı&quot; ister. Kayınpeder veya kayınvalideden tarla, hayvan, altın gibi &ccedil;eşitli armağanlar aldıktan sonra iner. Gelin bir sandalyenin &uuml;zerine oturtulur. Damatta arkadaşlarıyla beraber gezmeye gider. (Tavas'ta yaz mevsiminde bağlar mevkiine, kışın ise herhangi bir kıraathaneye kahve i&ccedil;meye gidilir.) </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Akşam namazı esnasında kız evinden, oğlan evine gelinle damadın akşam yemeğinde yemesi i&ccedil;in etli veya tavuklu pilav g&ouml;nderilir. Yatsı namazından sonra imam gelir ve imam nikahı olarak adlandırılan dini nikah kıyılır. Damat b&ouml;ylece gerdeğe girer.K&ouml;ylerinde &ouml;ğle yemeğinden sonra gelin alma hazırlıkları başlar. Gelin alma alayına herkes katılır. Yollarda, eğlenceler ve k&ouml;yden veya komşu k&ouml;ylerden gelenlerin katıldığı at yarışları yapılır.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span>Yarışmalara katılan atlara birer mendil bağlanır. Ayrıca &quot;nişancı&quot; se&ccedil;imi i&ccedil;in belirli bir noktada hedef belirlenerek atış yapılır. Kazananın t&uuml;feğinin ucuna mendil bağlanır. Kız evine yaklaşıldığında, bayrağın arkasında kol kola giren gen&ccedil;ler havalar &ccedil;ekmeye (t&uuml;rk&uuml; s&ouml;ylemeye) başlarlar. Gelin alımına damat katılmaz. Kız evine gelindikten sonra kısa bir oyun oynanır. </font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Gelin evi yas evi gibidir, sabahtan itibaren k&ouml;y&uuml;n erkek ve kadınları &quot;m&uuml;barek olsun&quot; ziyaretleri yaparlar. Bu ziyaret&ccedil;ilere lokum, şeker, kolonya, uzaktan gelenlere yemek ikram edilir. Gelin son kez oynatılır. T&uuml;m bunlardan sonra ikindi ezanına doğru gelin almak i&ccedil;in gelenlere, sigara, şeker ikram eder ve gelini hazırlamaya başlarlar. Geline &quot;&uuml;&ccedil;-beş&quot; de denilen henteri yani &uuml;&ccedil;etek<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>giydirilir. Gelinin başı da karbon ve simlerle s&uuml;slenir. Gelin kızın sağ ayakkabısını i&ccedil;ine para koyarak babası giydirir. Ayrıca duvağını da babası &ouml;rter. Kız evinin k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocukları gelinin bulunduğu odanın kapısını, damatm babası kapı parası verinceye kadar tutarlar. Al renkli &ouml;rt&uuml;lerle hazırlanan gelin anne, baba ve akrabalarıyla el &ouml;perek vedalaşır, onlarda &ccedil;antasına para koyarlar. Sağdıcın &ccedil;ektiği ata, babası ve kardeşlerinin yardımıyla bindirilir ve &Uuml;zerine hayatları tatlı ge&ccedil;sin diye bozuk para ve şeker atılır.G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde gelin giysisi olarak, beyaz renkli t&uuml;lden yapılan gelinliklerin kullanıldığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Damat giysisinde koyu renk, sadı&ccedil;ın elbiselerinde ise genelde a&ccedil;ık renkler tercih edilmektedir.&Ccedil;algıların eşliğinde havalar &ccedil;ekilerek kız evinden ayrılının Gelinin eşyaları atlara y&uuml;klenir, bazı k&ouml;ylerinde damadın eşyaları da y&uuml;klenir veya atların yanında &uuml;zerler ikilimlerle &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş develerde &ccedil;anları ve &ccedil;ıngırakları a&ccedil;ılarak taşıma işleminde kullanılır. Yolda d&uuml;ğ&uuml;n alayı birka&ccedil; kez durdurulur ve bayrak arkasından giden gen&ccedil;ler oyunlar oynarlar. Oğlan evine gelindiğinde son olarak gen&ccedil;ler toplu halde bir oyun oynarlar, bilahare gelin indirme başlar. Damat bu merasime de katılmaz.Damadın babası, anası, amcaları, ve dayıları geline hediye olarak ne vereceklerini s&ouml;ylerler.Genellikle verilen hediyeler koyun, ke&ccedil;i, dana gib&icirc; canlı hayvan t&uuml;rleridir. Hediye işlemi bittikten sonra kaynana, boynuna bir t&uuml;lbent bağlayarak gelini attan indirir, Kapı eşiğine oklava ve bir &ccedil;anak su konulur. Gelin i&ccedil;eri girerken oklavayla, suyu alırsa ge&ccedil;im yapacak, almazsa ge&ccedil;imsiz olacağına inanılır. Bir odaya alınan gelin sandık &uuml;zerine oturtulur ve kucağına k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk verilir. Akşam vaktine kadar oğlan evinin kadınları kendi aralarında &ccedil;algı &ccedil;alıp oynarlar ve bilhassa kayınvalide oynatılır. Oynarken kayınvalidenin donunun pa&ccedil;a lastiği kesilir, buna &quot;pa&ccedil;a kırma&quot; denilir.Gelin tek başına oturarak akşama doğru gelecek olan damadı bekler.Damat gelince abdest alır, cemaatle kılınan yatsı namazından sonra imam nikahı yapılır. B&uuml;y&uuml;kler tarafından hocanın okuduğu dualar eşliğinde gerdeğe girilir. Gelinin beraberinde getirdiği katmer ve bulamacı yerler.<span style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp; </span></font></span></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><b><span style="font-size: medium"><font face="Arial">GELİN ERTESİ VE EL &Ouml;PMESİ </font></span></b></h1><h1 style="margin: 12pt 0cm 3pt; text-align: justify"><span style="font-size: medium"><font face="Arial">Tavas merkezde ve bazı k&ouml;ylerinde gelin alımının ertesi g&uuml;n&uuml;, yani pazartesi g&uuml;n&uuml;, eve daha &ouml;nce kına yakma merasimine gelmiş bulunan kadınlar gelirler buna &quot;gılıvan&quot; veya &quot;kılıvan&quot; denir.Gelinin eşyalarına baktıktan sonra ayrılırken yakınlık derecelerine altın ve para bırakırlar. Damat da arkadaşlarıyla beraber m